Hayatım, yüzüm duvara doğru dönük oturduğum, dışardaki kocaman dünyanın seslerini ve hareketlerini duyduğum, ancak kımıldayamadığım ve kardeşlerimin ya da tanıdığım diğer insanların aksine, dışında kendi yerimi bulamadığım sıkıcı bir köşeye benziyordu.
Yalnızdım. Kendi dünyama hapsolmuştum, diğerleri ile iletişim kuramıyordum; varlığımı onların varlığından ayıran, beni onların hayatları ve faaliyetleri dışında tutan camdan bir duvar vardı sanki, diğerleriyle koşmak ve oynamak için can atıyordum; ama bağlarımdan kurtulamıyordum