O suskun
Bu susmayan
O yürekli
Bu cesaretli
O deli
Bu dolu
O bilir
Bu konuşur
O söyler
Bu dinler
O Aşk
Bu Leyla
O kurtuluş
Bu köprü
O hazine
Bu elmas
O huve
Bu ene
O taht
Bu taç
O sır
Bu sır
B i l m e c e
Ne hoş baharlar var, açıyorsun pencereyi, çekiyorsun içine o güçlü esintisiyle maviyi, yeşili, şeffafı.
Hiçbir yanımız kanarken böyle ağlamadık, korkularımızın bahçesinde vurulurken.
Şimdi ne hoş geliyor insana, akıyor zaman ve dinliyorsun alabildiğince içinin..
Taşmadım dediğinde şairin, okyanusa büründüğü ruh haliyle tanışıyorsun. Öyle bahar ki, doğmuşsun ve tüm dehlizler kaybolan yerde kalmış!
Bir iç çekiş gibi hiçliğin kıyılarına vurmamış insan. Saadetli kanatlardan süzülen o kar taneciğinin dilinde kalmamış aşk.
Sy
Sözcükler! Ah, şu sözcükler! Ne korkunç şeylerdi onlar. Ne kadar açık ve net, canlı ve acımasızdırlar! Onlardan kurtuluş yoktu ama yine de insanı nasıl ustaca büyülerlerdi.
Ey kuşkularımdan çıkan uykusuz duranım.. Tecelli edip ışığa, ikarusu kanatlarından vuranım. Öyle ömre bedel okunan duadır ki bu, naz makamından görüldü alınan derttir ki bu, nice kederi alaşağı edip, Yusuf’lara zindanı yol bulduranım..
Sy