Hey you, out there on your own
Sitting naked by the phone
Would you touch me?
Hey you, with you ear against the wall
Waiting for someone to call out
Would you touch me?
Hey you, would you help me to carry the stone?
İşte tam olarak bu her şeye değmesini sağlıyordu. Dünya
etrafımızda parçalanabilirdi, o kollarımda olduğu sürece bunu
fark edeceğimi ya da umursayacağımı sanmıyordum.
“Beni bırakma,” diye fısıldadım Liam’a. Halüsinasyon görecek kadar kötüleşmiş olmam, beynimin Liam’ı destek olarak kullanması umurumda değildi. Yeter ki o kalsın, yeter ki yalnız olmayayım.
“Bırakmayacağım. Yemin ederim.”