*Gençlik
*Spor
*Takım ruhu
*Mizah
Aslında dün gece tesadüfen görüp başlama isteğiyle dolup taştığım bir kitaptı Her Kimsen... Bu kadar seveceğimi hiç düşünmemiştim. Böyle reading slump kurtarıcısı, çerezlik bir kitap.
Kitap Deva Çetinceviz'in erkek kardeşinin başlarına açtığı bir borç meselesi yüzünden babasının köydeki arsayı satmak için çalıştırdığı takımdan bir süreliğine ayrılması ve Deva'nın yardımcı antrenör olarak takıma gelmesiyle başlıyor. Ancak şöyle bir sorun vardır; babası Deva'yı takım koçuna erkek olarak lanse etmiştir. Deva ise babasının aslan kızı olarak, onun yüzünü kara çıkarmamak için bu işe atılır ama beklemediği şey ise bu süreçte aşık olacağıdır.
Genel olarak kitabı beğensem de bazı noktalara değinmek istiyorum. Özellikle şu babaların kızlarını, kız olarak değilde erkek gibi yetiştirmesi konusu kitapta en çok takıldığım yerdi. Ancak iyi anlamda çünkü bende bir Deva Çetinceviz'im. Bende aslan kızım, sen herşeyi halledersin, sen yanlış yapmazsın, sen benim gururumsun diyerek büyütüldüm ve bunun ne kadar zor olduğunu maalesef ki biliyorum. Bu şimdilerde hata yaptığımda panik atak geçirmeme sebep olan kötü bir durum. Deva'yı çok iyi anlıyorum yani.
Ve en takıldığım yerlerden birisi de Deva'nın peruk takmasıydı. Evet annesi onu belirli bir kimliğe sokmaya çalıştığının farkındaydım ama çocukluğundan beri erkek gibi yetiştirilmiş bir kızın saçını uzun kullanması pek mümkün değildir. Ben Deva'yı hep peruksuz, kısa bukleli saçlı hayal ettim, keşke yazar da böyle yazsaymış çünkü zaten köse biri diye aktarıldı bize saçlarını kore dizilerindeki erkekler gibi kullanması göze batmazdı.
Bunun dışında takıldığım bir kaç nokta var ama bahsetmek yerine güzel yerlerine odaklanacağım. Takımı çok sevdim, Ata Can'dan hiç hoşlanmıyorum ama... Sanki Başar'ı taklit