Roşeysa

Sırf alnı secde görüyor diye kendi cellatlarına oy veren bir seçmen kitlesi oluşturuldu. Siyasal tercihi belirleyen temel etken din,geleneksel kültür ve etnik duyarlılıklar oldu. Sonuçta yoksullar,kendilerini ezen efendilerinin arkasından gitmeye başladı. Giderek toplumsallaşan gönüllü bir kulluk yaratıldı. Aklı ve vicdanı özgürleşmemiş veya teslim alınmış kölelerin önüne sandık konulunca,onlar da kaçınılmaz olarak efendilerini seçti.
Sayfa 146·Kitabı okudu
Reklam
İslamcı faşizmin bütün diktatörlüklerden temel bir farkı bulunmaktadır. Bu fark,belli bir toplumsal temele,görece geniş sayılabilecek bir kitle desteğine sahip olmasıdır. Toplumun çok geniş bir kesiminin ortak kabullerini,dini inançlarını etkin bir ideolojik araç olarak kullanmasıdır. Bu yanıyla İspanyol faşizmine,falanjist harekete benzemektedir. Siyasal islamcı AKP'nin ülkeye nasıl el koyduğunu anlamak için,seçmen davranışlarını belirleyen temel etkenin değişimine de bakmakta büyük yarar var. Bu ülkede ABD ve NATO desteği ve yönlendirmesiyle son 70 yıldır izlenen dinselleştirme siyaseti; Cumhuriyetin modern,aydınlanmacı ve ilerici değerlerinin adım adım tasfiye edilmesi,insanların sınıfsal konumları ile siyasal tercihleri arasındaki pozitif ilişkiyi kopardı. Yani insanlar, sosyal/sınıfsal konumlarından hareketle ve bilinçleriyle değil,inançlarıyla oy kullanır hale getirildi.
Sayfa 146·Kitabı okudu
İktidarı ve devleti pasif bir karşı-devrimle ele geçiren islamcı hareket,Türkiye'ye hem farklı bir yön önermekte hem de bu yönü iktidar araçlarını kullanarak topluma dayatmaktadır. Ülke evrensel hukuk ilkelerinin geçerli olmadığı,anayasasız,yasasız hatta kuralların işlemediği bir dönemden geçmektedir. İşadamı Osman Kavala'nın haksız ve hukuksuz bir şekilde 5 yılı aşkındır hapiste tutulması,Selahattin Demirtaş'ın sadece siyasal değil,kişisel bir kin nedeniyle de hapse atılmasının nedeni budur. Akademik bir kavramsallaştırmayla ''neo-patrimonyal sultanizm'' denilebilecek bir geçiş dönemi söz konusudur. Daha net bir ifadeyle,ülke islamcı-faşizan bir rejimin inşa sürecini yaşamaktadır. Özetle Türkiye'nin geçen yüzyılın başında bir devrimle girdiği yolda sert bir kırılma ve makas değişikliği yaşandı. Toplum uzun bir süredir (son 25 yıldır) yön duygusunu yitirdi.
Sayfa 142·Kitabı okudu
Eğer toplumun ilerici güçleri gereğini yapamazsa,ülke daha da uzun sürecek bir totaliter rejimin ardından felakete sürüklenecektir. Tarih,toplumun ilerici güçlerini harekete geçmeye çağırıyor. Tarihin çağrısına uymayanlar,onun cezasına razı olurlar. Tarihsel deneyimi yaşarken anlamını kaçırmamalıyız. Dolayısıyla muhaliflerin,daha açık bir ifade ile laik,Cumhuriyetçi ve sol çevrelerin,AKP ve siyasal islamcıların değer eksenli ideolojik saldırıları karşısında din karşıtı görünmek korkusuyla geri çekilmek yerine,bu alanda açık bir mücadele yürütmeyi göze almaları gerekiyor. Gericilikle kararlı şekilde bilim,özgürlük ve akılcılık eksenli ideolojik,kültürel,siyasal bir mücadele yürütülmeden başarı kazanılamaz. Yapılmayan budur.
Sayfa 141·Kitabı okudu
Erdoğan-AKP iktidarı,özellikle 2007 sonrasında Ahmet Davutoğlu'nun da etkisiyle,Osmanlı İmparatorluğu mirasını sahiplenerek başta Ortadoğu ve islam ülkeleri olmak üzere eski imparatorluk topraklarında etkili olunabileceğini düşünüyordu. Hatta İngilizlerin ''Birleşik Krallık'' modeline benzer bir ilişkiler ağı kurulabileceği bile varsayılıyordu. Bu yaklaşımla AKP iktidarı,Balkanlar ve Ortadoğu'da bölgesel bir emperyalist siyaset izlemeye,imparatorluk ruhunu canlandırmaya çalıştı. İşte İhvan-ı Müslimin örgütüyle ilişki,bu siyaseti kolaylaştıracaktı. Bu ''emperyal vizyon'' ülke içinde de islamo-faşist hareketin devleti ele geçirme operasyonunu güçlendiren,onu destekleyen bir işlev görüyordu.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Reklam