Roşeysa

Dünyadaki bütün faşist hareketler yalan ve demagoji aracına sürekli olarak başvurdular. Üstelik bunu açıkça da yazdılar. Örneğin,1970'li yıllarda Necdet Sevinç'in yazdığı ve ülkücü militanlar için bir el kitabı olarak hazırlanan Ülkücüye Notlar bu bakımdan şaşırtcı bir açıklığa sahiptir. Nasıl propaganda yapılacağının,istihbarat toplamak için neler yapılacağının,örgütlenmek için hangi yöntemlerin kullanılacağının,toplantı ve mitinglerde nasıl güvenlik önlemleri alınacağının anlatıldığı bu kitapta şunlar yazılıdır: "Napolyon şöyle diyordu: Vendee Savaşını kendimi katolik yaparak kazandım. Kendimi müslüman gösterdikten sonra Mısır'a yerleştim. Kendimi papanın nüfuzunu yaymaya taraftar göstererek İtalya'da papazları elde ettim. Eğer yahudi bir kavime hükmetseydim Süleyman mabedini yeniden inşa ederdim. " Demek ki lidere bir esneklik tanımalı ve onun her hareket ve demecini doktrinden saptığı yolunda anlamamalıdır. İddia,tekrar,konu seçimi,düşman tespiti,istihbarat,yalan ve isimlerin değiştirilmesi propagandanın önemli kuralları arasındadır."
Sayfa 37·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İtalya'da milliyetçilik kutsal devlete,Roma İmparatorluğu'nun tarihteki büyüklüğüne ve gücüne,Nazi Almanyası'nda üstün ırk anlayışına dayandırılmıştır. Ülkücü milliyetçilik ise Türk tarihinden beslenen "cihan hâkimiyeti" mitosuna,"tanrı tarafından görevlendirilmiş ırk" anlayışına ve "kutsal devlet" şartlanmasına yaslanır. Şefe kayıtsız şartsız bağlılık üzerine inşa edilen milliyetçi ahlâk,demokrasiyi değil totalitarizmi kutsar. Bu milliyetçilik, güçlü ve abartılı bir komünizm düşmanlığıyla birlikte gelişir.
Sayfa 32·Kitabı okudu
Türkiye'de olup biten her şey,örneğin tarikat yurtlarındaki çocuk istismarları,kadının sosyal yaşamdan dışlanarak köleleştirilmesi,dinciliğin bir sermaye birikim yöntemi haline gelmesi,tarikatlar ve cemaatler üzerinden toplumsal ve sınıfsal tepkinin bastırılarak kontrol edilmesi gibi olgular,siyasal islamcılığa karşı salt ekonomik sorunlar üzerinden mücadele edilemeyeceğini,ideolojik-kültürel mücadelenin çok büyük önem taşıdığını ortaya koyması bakımından ayrıca önem taşımaktadır.
Sayfa 25·Kitabı okudu
Zayıf hükümetlerin,biriken sorunları uzun yıllar bir türlü çözememesi üzerine,siyasal islamcı bir iktidara Cumhuriyet burjuvazisi de bürokrasisi de "evet" demiştir. İç pazarın genişletilmesi,bu amaçla kamu ekonomisinin tasfiyesi,özelleştirmelerin yağmasının tamamlanması,ekonomik gelişmeyi aşan sosyal uyanışın bastırılması ve bu amaçla toplumun belli sınırlar içinde dinselleştirilmesi amacıyla siyasal islamcı bir iktidara geçit verilmiştir. Batı'nın,enerji kaynaklarını sömürdüğü islam dünyasını denetimde tutmayı sürdürme ihtiyacı da böyle bir iktidarın yolunu döşedi. Ilımlı islam doktrini ve Genişletilmiş Ortadoğu Projesi,bu anlayışın ve ihtiyaçların bir ürünüydü. Dolayısıyla doğası gereği kamucu olan geleneksel bürokratik yapının ve Cumhuriyet kurumlarının tasfiyesi de -ki buna vesayet rejimi dediler- söz konusu siyasal yönelimin sonuçlarından biriydi.
Sayfa 24·Kitabı okudu
Faşizm özellikle Almanya'da ideolojik ekseni ırkçı milliyetçilik ideolojisine dayanan ve işçi sınıfının geri kesimlerini de içine alan bir küçük burjuva hareketi olarak gelişmişti. Toplumsal statülerini kaybeden küçük-orta boy burjuva kesimlerinin ve lümpen proletaryanın öfkesini örgütleyen faşistler,bunu şiddet de kullanan bir kitle hareketine dönüştürmüştü. İtalya'da Mussolini liderliğindeki faşist hareket de aynı şeyi yapmıştı. Faşizmin kitle temelinin bu özelliği,başlangıçta toplumun geniş kesimlerinde bir yanılsama yaratmıştı. Bu nedenle gerek 3.Enternasyonal Yürütme Kurulu,gerekse dönemin sosyalist/komünist partileri,ideolojik faaliyerlerini esas olarak faşizmin sınıfsal özünü açığa çıkarmaya yöneltti.