Roşeysa

Tanınma taleplerini gelir dağılımının yeniden düzenlenmesinden ayırmak, "sıvı modern" hayatın tehlikeli halinin yarattığı giderek artan kişisel kaygı ve korkuların,sosyal kökenlerinden koparılmak suretiyle -kurtarıcı hareket olarak belirginleşebilecekleri ve tamamen üstesinden gelinebilecekleri yegâne alan olan- siyasal alandan uzaklaştırılmasına imkân verir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Çocukların,balıklar gibi,görülmeleri ama duyulmamaları gerektiği söylenir. Modernite de tarihinin büyük bir kısmında işini "panoptik" gücün kehaneti altında,sürekli izleme yoluyla disiplini dayatarak yapmıştır. Panoptikonun esas prensibi,tutukluların kendilerini daima gözlem altında hissetmeleri ve ne kadar ufak ya da önemsiz olursa olsun,rutin dışı bir şeyin asla gözden kaçmayacağına inanmalarıdır. Bu inancı canlı tutmak için tıpkı ebeveynlerin,çocukların yaramazlık yapacağı korkusuyla evden uzun süre ayrı kalamamaları gibi,nöbetçiler de zamanlarının çoğunu gözetim noktalarında geçirmelidirler.
Güvenliğin arttırılması,daima özgürlüğün feda edilmesini gerektirir çünkü özgürlük ancak güvenlik pahasına genişletilebilir. Oysa özgürlüksüz güvenlik,köleliğe eşittir (ayrıca,içine özgürlük katılmamış güvenliğin,sonunda güvenliksiz bir güvenlik olduğu ortaya çıkar). Güvenliğin olmadığı özgürlük de terk edilmeye ve kaybolmaya eşittir (sonunda,içine güvenlik katılmamış bir özgürlüğün de özgürlüksüz bir özgürlük olduğu ortaya çıkar). Bu koşullar,düşünürlerin başını hep ağrıtmıştır ve ağrıtmaya da devam edecektir.
Çağımızda cemaat arayışı içinde olanlar,Tantalos'un yazgısını paylaşmaya mahkûmdurlar;onlar amaçlarına ulaşmaya çalıştıkça amaçları onlardan kaçacaktır ve amaçlarının kaçıp kurtulmasının sebebi de onların,amaçlarına ulaşma çabasını büyük bir heves ve gayretle sürdürmeleridir. Hayallerindeki cemaati bu kadar çekici kılan sükûnet ve soluklanma umudu,ortak yuvayı bulduklarını açıkladıkları veya ortak yuvanın bulunduğu onlara söylendiği zaman altüst olacaktır.
Günümüzde herkesin dilinde olup,en çok oynanan oyun olan "kimlik",topladığı ilgiyi ve yarattığı tutkuları,cemaatin vekili (o sözde "doğal yuva" ya da dışardaki rüzgârlar ne kadar soğuk eserse essin daima sıcak kalan o ev) olmasına borçludur. Süratle özelleştirilen, bireyselleştirilen ve hızla küreselleşen dünyada ikisi de mevcut değildir. Bu nedenle her ikisi de,güvenli bir şekilde,gerçek hayatta sınama korkusu olmadan,emniyet ve güvenin sıcak sığınağı olarak hayal edilebilir ve bu nedenle de çok arzulanır.