"Biz şanslıyız," dedi Esther. "Sanırım."
"Hayır," dedi babası. "Bunun şansla bir alakası yok. Seçilmiş insanlar da değiliz üstelik. Seçimi yapan biziz."
"Foylar varmış," diye söze atıldı Nuh.
"Okumuştum. Binlerce insanı bir çeşit organ dondurma işlemine tabi tutmuşlar, hem de canlı canlı; sonra şu ucuz roketlerden yapıp hepsini fırlatmışlar, bin yıl içersinde bir yıldıza varıp uyanacakları varsayılıyor. Ayrıca bu yıldızın bir gezegeni olup olmadığını bile bilmiyorlarmış."
"Üstelik liderleri Peder Keven Foy, onları bu Vaad Edilmiş Topraklar'da karşılayacaktı," dedi İzi. "Olmayacak duaya amin de ve doğru öteki âleme... Zavallı donmuş patatesler? Herkes onlara öyle diyordu. Senin yaşlarındaydım, haberlerde hep onları o 'Foy'lara çıkarken izlerdim. Yarısı daha o zamandan ya mantar ya da RMV kapmıştı. Bebeklerini yanlarında götürüyor, şarkılar söylüyorlardı. Onlar akla güvenen insanlar değildi. Onlar aklı çaresizlik içinde terk eden insanlardı."
"Çünkü insanların çoğu akıllarına güvenmek istemezler," dedi İzi. "Para, yani vasıta, ikincil bir faktördür. Dünyaya mantıkla bakan herkes neler olduğunu yüz yıldır görebiliyordu: Tükenen kaynaklar, nüfus patlaması, hükümetlerin çöküşü. Fakat mantıklı bir anlayışı hayata geçirmek için insanın aklına güvenmesi gerekir. İnsanların çoğu ya şansa, ya Tanrıya, ya da bunlar gibi kolaycı çözümlere inanmayı tercih etmişti. Akılcılık zordur. Dikkatlice bir plan yapmak, yıllarca beklemek, zor seçimler yapmak, sürekli para bulmak, başka üyeler girmesin, tamahkârlık veya yufka yüreklilik nedeniyle iş bozulmasın diye gizli tutabilmek zordur. Parçalanmakta olan bir dünyada kaç kişi düz bir yolda ilerlemeye devam edebilir? Bizi düz yolda tutan pusulamız, aklımız oldu."
Sana verdiğim şeyin karşılığında bana ne vereceksin?
Ne vermem gerekiyor, Eski Zamanlı?
En çok sevdiğin ve vermeyi en az isteyeceğin bir şey.
Bu dünyada kendime ait hiçbir şeyim yok. Ne verebilirim?
Bir şey, bir yaşam, bir şans; bir göz, bir umut, bir karşılık: adının bilinmesi gerekmiyor. Ama gittiği zaman yüksek sesle adını haykıracaksın. Gönül rızasıyla veriyor musun?
Gönül rızasıyla. Eski Zamanlı.