Elimi uzatıyorum gördüğüm her hayale, gölgeye, yansımaya.. Ve elimi çekiyorum dünyadan, geçmişten, gerçekten... Bir açık hava otelinde maviyi seyre dalarken.
Artık başka bir dünyadayım,her şeyin birbirine kusursuzca uyduğu bir dünyada. Günlük koşturmalarla, ulaşılmaz arzularla, ıstırap ve hazla dolu hayatımdan uzaktayım. Hiçbir şeyim yok ve ben her şeyim.
Insan beyni müthiş bir şeydir: Bir kokuyu tekrar koklayana dek unutabiliriz, bir sesi tekrar duyana dek aklımızdan silebiliriz, hatta sonsuza dek derinlere gördüğümüzü sandığımız duygular bile aynı mekana döndüğümüzde canlanabilir.
Öyle olsaydı sevdiğimiz kişiye dudaklarımızda kocaman bir gülümsemeyle, aklımızdaysa planlar ve fikirlerle yanaşıp bütün paketi ona sunardik. İşe yarar mıydı? Hayır. Asıl bulaşıcı olan korkudur; ömrümüzün sonuna kadar bize eşlik edecek birini bulamamaktan duyduğumuz o geçmek bilmez korku.
Satranç oynayanları görüyor musun? Hep bir sonraki hamleyi yapmak zorundalar. Duramazlar; çünkü durmak yenilgiyi kabullenmek demektir. Yenilgi eninde sonunda kaçınılmazdır ama en azından sonuna dek mücadele etmiş olurlar.