'Ben ölümün kıyısına nasıl gidilmez bilmiyorum ahu..' dediğini duydum en son.
Her gün aynı yerde bu cümleyle astım
ahu olmayan her yanımı.
S'ondan sonrası olmadı zaten..
Ama eğer olsaydı..yani diyorum ki altı üstünden iyi olsaydı dünyamın,
Olmaz ya, bir ihtimal diyorum..
Ben ahu olsaydım,
ölümün kıyısına şiirle gidilmez diye savururdum gelişlerini.
Harf harf öğretirdim bir şiirin nasıl yaşattığını,
Her cümlemde seni doğurtana kadar inlerdi sancıdan kağıdım.
Ben her ayet okuyuşunda semaya çıkar, secde eder, dua ederdim
ta ki beni doğurmandan miladımın sonrası olmana kadar..
Ben gözlerimde demlediğim zamanla
Harcana harcana arttırırdım seni kendimde.
Ben yerin yedi kat altında yedi kat çoğalarak bana yasak her yanını ihlal ederdim..
Bildiğim bütün güzel gözlerde durdururdum zamanı,
Ağzımda yıllanan sessizliğe açılmış topyekün bir savaş bu,
Artık isyana kalkan çocuklarımı yetim bırakma zamanı değil derdim.
Ben ahu olsaydım..
Ben ahu değilim,
Gözü arkada kalan keşkelerim,
Yüzü asık pişmanlıklarım,
Hiç doğrultamadağım kambur zamanlarım var benim.
Geçmişe dönük kafamla
Önünü görmeye çalışan bir çift gözde topladım seni.
Umudun ruhunu çekip ayaklarının altından,
'umut hep var' diyenlerden olmayacağım
Ben aç kalktığım bu sofrada
Ellerinle doyurduklarında terbiye edeceğim kendimi...
Ben ahu nasıl olunur bilmiyorum..