Âşık olduğumuz zamanki kadar acı çekmeye karşı savunmasız olduğumuz bir zaman yoktur, âşık olduğumuz kişiyi veya onun aşkını kaybettiğimizdeki kadar mutsuz olduğumuz zaman da.
Hiçbir zaman tabiata tamamen hâkim olamayacağız; doğanın bir parçası olan vücudumuz da sınırlı uyum becerileri ve edinimleriyle her zaman çürümeye mahkûm kalacak.
İnsanlığın ortasında, toplumun kültürel talepleriyle bireyin istekleri arasında, herkesin mutluluğunu sağlayacak uygun dengeyi bulmak için sayısızca mücadele cereyan eder.
Toplumda kendisini hissettiren özgürlük isteği var olan haksızlıklara karşı bir isyan olabilir ve bu nedenle uygarlığın daha ileri bir gelişimi için olumlu ve onunla uyumlu olabilir.