Helbesta Roje

Helbesta Roje
@Rsllarslan
Lisans
Şirnex
İdil
364 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Eller uzandı birbirine değil, boşluğa. Arada kalan şey mesafe değil yorgunluktu. Toprak sırrını açtı, bir filiz verdi. Biz bakmadık. Çünkü umut artık bakınca acıtıyor. Helbesta Roje
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Virane gönül
Yolum dikenli yokuş Sırtımda bana ait olmayan bir yük Karanlık Sessiz Unutulmuş Viran bir gönül bu Onarılmak için değil Terk edilmek için bırakılmış Ne zaman konuşsam Duvarlar daha kalın Ne zaman sustuysam Dünya rahatladı Ben Hayatta kalmadım Sadece Yıkıma alıştım Helbesta Roje
Sevginin bereketi bol toprağında ölümü bile sevmek ağır geliyor bazı kalplere Ne kadar yorulduk insanca İnsanca ölmeyi özlemek bir ayrıcalık oldu Kaldırım taşları, duygusuz betonlar bile ölümümüze ağıtlar yakmaya başladı Kurak iklimler bizim kanımızla sulandı ekin verdi. Bu yük, sevginin yüküydü belki de; taşınamadı, ondan ağır geldi. Yaşamak, bir borç gibi yazıldı alnımıza, ödemesi her gün biraz daha canla yapıldı. İnsanca yorulduk, insanca kırıldık, ama insanca dinlenmek bile lüks sayıldı. Bir mezar sessizliği kadar huzuru hayat boyunca bulamayan kalpler olduk biz. Betonun dili yok sanılırdı, oysa en çok o ezberledi adımlarımızı. Her düşüşte bir çizik aldı, her vazgeçişte biraz daha sertleşti. Toprak bereketi bizden öğrendi, kanın sıcaklığını, umudun son rengini. Ve şimdi rüzgâr bile adımızı fısıldayarak geçiyor üstümüzden. Belki de mesele ölmek değil, bu dünyada sevilmeye yetecek kadar insan kalamamaktı. Helbesta Roje
Karanlığın Ortasında – III (İçe Doğru)
Ben kendime bile yabancıyım artık. Aynaya baktığımda gözlerimin arkasında oturan birini görüyorum— hiç tanımadığım biri, belki de çok önce unuttuğum. Bir zamanlar hayallerim vardı, ama şimdi sadece ‘nasıl dayanırım’ sorusu var içimde, her gün, her gece. Ne umutları büyüttüm içinde, bir çiçek gibi suladım hepsini. Ama hepsi soldu. Toprak da küs bana, gök de… Artık kimse yağmur bile göndermiyor üzerime. Bir şey söylemek istiyorum kendime. Bir cümle. Bir tutunacak kelime. Ama dilim dönmüyor… çünkü kalbim çoktan susmuş. İçimde bir boşluk var, adı bile yok. Ne “yalnızlık” tam karşılıyor, ne “kayıp”. Belki sadece: “bitmişlik.” Ama hâlâ buradayım. Nefes alıyorum, küçük küçük,
Matem
Bir matemdeyim Ölümüm değil yaşamım Güneşi karanlıkla Açan baharı sonbaharla Geceyi yıldızsız selamlıyorum Kendi içime gömülmüş Sessiz bir ağıt gibiyim Ne çıksa içimden eksik, Ne kalsa yerinde acı Rüzgâr geçerken içimden Unutulmuş bir ismi fısıldar Belki bendir, belki değil Kendimi bile tanıyamam artık Adımlarım gölgeme ağır, Gölgem bile beni taşımaktan yorgun Yine de yürürüm, Çünkü durmak daha çok yakıyor Bir matemdeyim… Ama belki bu matem, Sönmüş bir yıldızın Karanlıkta hâlâ ışık aramasıdır. Helbesta Roje