Helbesta Roje

Helbesta Roje
@Rsllarslan
Lisans
Şirnex
İdil
364 okur puanı
Ağustos 2018 tarihinde katıldı
Kalabalıklar arasında yalnız dolaşırken...
Puan vermedi·325 syf.··
Beğendi
·
2025 20. kitabı
"Size şunu hipotez olarak sunuyorum: Sevgi alma ve sevgi verme yeteneğinden yoksun olan zeka, zihinsel ve ahlaki çöküşe, nevroza ve muhtemelen psikoza bile yol açar, Ve benmerkezci bir amaca odaklanan ve insan ilişkilerini dışlayan bir beynin, sadece şiddete ve acıya neden olacağını da eklemek istiyorum." Bu pasajla başlamak istedim. Ne yaparsanız yapın ne kadar uğraşırsan uğraşın bazen sevgi sizi bulmaz. Buldu dediğiniz anda bile sizden çok uzaklarda olduğunu çok sonra farkediyorsunuz. Kalabalıklar arasında yalnız başına dolaşırken kendine bir yer edinmeye çalışırken Charlie'nin üstün başarısı her ne kadar çok olsa da toplum onu bir türlü kabul etmiyor. Ya çok aşağılarda görüyor ya da çok yükseklerde. İnsanlara acımak sevgi değildir. İnsanlar kendilerinden düşük olduğunu düşündüğü insanlara acıma hissi yaşarlar.(gerçek bir sevgi değil) İnsanların kendilerini dünyanın tepesinde görme gibi bir kibirleri olduğu müddetçe gerçek bir sevgiye tanık olacağımıza inanmıyorum. Gerçek sevgi insanlar olarak dışladığımız o güzel kalpli olan kişilerde var sadece. Kitabı okumadan önce çok bir şey beklemiyordum ama kitabın hem yeri hem de önemi bende çok farklı bir konumda. Gün geçtikçe yitirilen insanlığa rağmen hala göremediğimiz o kadar çok şey var ki...
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,3bin okunma
Bütün kara kıtalara. Afrika ve Filistin dahil...
Puan vermedi·224 syf.··
2025 19. kitabı
Geçmiş ile geleceğin birleştiği, zamanın olmadığı, yeryüzü ile gökyüzü arasında kalan bir ada. İnsanların mutlu bir şekilde yaşadığı ayrımcılığın, kinin, nefretin olmadığı bir yer. Ancak adaya gelenlerle yeni bir dönem başlıyor. Habil ile Kabil'in savaşı ve galip olan Kabil'in dönemi. Yazar insanlığın temel sorunu olan ırkçılığı, kini, nefreti ve vandalizmi ritmik bir dille anlatan bir distopya gözler önüne seriyor. Kitabın sayfalarında yol alırken insan şunu düşünmeden edemiyor: farklı olana neden kötü gözle bakılıyor? Ve bu sorunun cevabını sizlere bırakıyorum. İnsanlar yurtlarını bırakıp başka yerleri yurt edinmesinin temelinde ne var? Bence bu soruya yanıt vermeden "yurt" dediğimiz şeyin ne olduğunu bilmekte fayda var. Bazılarınız kelime anlamına bakacak ancak ben kelime anlamından biraz farklı bir anlam çıkaracağım. En temel haliyle "yurt" dediğimiz şey insanın huzur bulduğu yerdir. Ancak baktığımızda insanlar bunu sadece bir toprak parçası olarak görüp mutsuz olsa bile bu toprağı başkası almaması için ölümü göze alıyor. Yazarın şu güzel cümlesi aslında her şeyi özetliyor; "...dünya sisteminin doğası farklılıkların birlikte yaşaması ile kusursuz bir hâl alır." İnsanlar bu farklılığı tehdit olarak gördükçe insanlığın bir adım yol aldığını düşünmek hayalperest olmak demektir.
Büyük Irmaklardan BileGüray Süngü · Ketebe Yayınları · 2022505 okunma
İnsanca yaşamak!
Puan vermedi·216 syf.··
Beğendi
·
2025 14. kitabı
Toplumsal çürümenin oluğu toplumlar her zaman büyük yıkımlara gebedir. İnsanların artık manevi duyguları bir kenara bırakıp sadece maddi şeylere odaklanması toplumların yıkılmasını kaçınılmaz hale getiriyor. Modern Kahire kitabı bunu bize kısa ve etkili bir şekilde gözler önüne seriyor. Bugün baktığımızda dünyanın çoğu yerinde bu çürümeyi görebiliriz. Şu an bulunduğunuz topluma kısa bir göz gezdirin ne demek istediğimi anlayacaksınız. Şan, şeref, haysiyet, iyilik, merhamet vb. gibi değerlerin artık kolayca göz ardı edildiğini, insanca yaşamak için artık hiçbir değerin bırakılmadığı toplumlar maalesef artarak devam ediyor. Modern Kahire bunun sadece bir örneğini anlatıyor. Günümüz dünyasında kısa bir gezintiye çıkalım. Gelişmiş toplumlarda insani değerler ön planda iken gelişmemiş toplumlar da ise üste çıkabilmek için her türlü yolun mubah olduğunu görüyoruz. Kölelik sistemlerin günümüz dünyasında adını değiştirerek devam ettiğini, bitmek yerine tam aksine daha da zorlaştırıldığını gelişmemiş toplumlarda görüyoruz. İnsanların insanlığa olan inancı gün geçtikçe azalıyor. Yoksulluk en büyük tehlikedir.
Kahire ModernNecib Mahfuz · Kırmızı Kedi Yayınları · 2021402 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
Beğendi
·
2024 33. kitabı
Kitabı alırken çok bir beklentim yoktu aslında. Ancak okuduktan sonra keşke daha önce okusaydım dediğim kitaplardan bir tanesi. Kitap hakkında birkaç bilgi vermek isterim hem okumayı düşünenler hem de önyargısı olanların ön yargısını kırmak için. Kısa bölümlerden oluşan ve her bölümde karşımıza çıkan bildiğimiz şeylerin farklı bir boyutu da olduğunu gösteren bir kitap. Kısaca birkaç bölümden bahsetmek istiyorum Algofobi-Acı korkusu Acının insana hayatı üzerindeki etkilerinden bahsetse de yazar acıyı toplum düzeyinde ele alarak farklı bir bakış sunmuştur. Palyatif toplum acıyı ortadan kaldıran ve acıyı düşünmek bile istemeyen bir toplum haline gelmiştir. Beğenilme arzusu acıyı köreltmiş insan ve toplum içinde kaybolmasına neden olmuştur. Bu bölümü okurken değindiği noktalardan bir tanesi de acının bireysel olmasının tehlikeli olabileceğini savunmuştur. Tolstoy'un şu cümlesi aklıma geldi: "Acı duyabiliyorsan canlısın başkalarının acısını hissediyorsan insansın." Mutluluk zorlaması İnsanın kendi acısını yaşaması ve insanlardan uzak bir hayat yaşamasına karşı çıktığını görmekteyiz. Acıyı iktidarın temel dayanaklarından biri olduğunu ve iktidarın bundan beslendiğini gözler önüne serer. Şu cümle herhalde anlattıklarımı özetler: "Halbuki devrimin mayası birlikte çekilen acıdır."
Palyatif ToplumByung-Chul Han · Metis Yayınları · 20244,326 okunma
Puan vermedi·350 syf.··
2024 10. kitabı
21. yüzyılın en korkunç olaylarının yaşandığı bir yüzyıl oldu ve oluyor da. Adaletin olmadığı, özgürlüğün tutsak edildiği, insanlığın ayaklar altına alındığı bir yüzyıl. İnsanların farkında olmadan köle haline geldiği ve her geçen gün doğan çocuklarımızın geleceğini birer kölesi olma adayı oldukları çağ. Dünya kaynaklarının adaletsizce dağıtılması dışında üçüncü Dünya ülkeleri dediğimiz Latin Amerika ve Güney Afrika'daki ülkelerin var olan kaynaklarını da nasıl daha çok tüketiriz hesabına giren kapitalist bir sistem. Bu sistemin savunucuları aynı zamanda kendilerini Dünya Barışına adadıklarını söyleyip de Dünyayı kana bulayanlardır. Arz ve talep dengesine göre gidip daha fazla kazanç sağlama yolunda insanlığı tüketiyorlar. Bu sistem bir yandan silah satışlarını doruklara çıkarmak için savaş çıkarırken diğer yandan savaş yaralıları için bez ilaç üreten bir sistem. Kendi kendini besleyip daha çok sömürgeleştiren, insan kayıplarının sadece sayısal bir veri olduğunu, insanlığın hiç uğramadığı ve insan olmanın ne demek olduğunu bilmeyenlerin bindiği sistemdir. Orta Çağ vebası gibi her insana bulaşıyor ancak bir farkı var ki sadece insanlara değil canlı cansız ne varsa bulaşıp hakimiyetine alıyor. Ne kadar da çok tüketiyor dünyayı. Cevabını bulamadığım soru şu; hangi düşünce bunu yaptırıyor ya da ne için? Her şeyin öleceği bir dünyada daha çok yaşamak için mi?
TepetaklakEduardo Galeano · Sel Yayınevi · 2018664 okunma