Hissedilmesi gereken sorumluluk, eşinin incinmişliğinin sorumluluğu değil, eşinin incinmiş kalbinin onarılmasının sorumluluğu idi... Çünkü bu kişiler karı koca idi. Birinin kalbi incinmişse, diğeri o incinmişliğe iyi gelecek bir şeyler yapmalıydı...
"Kişi haksız ise özür diler, haklı ise özür dilemez" düşüncesi, duygusal farkındalığı düşük olanların savunmasıdır. Affedilme isteği, bir incinmişliğin giderilmesi çabasıdır. Bu incinmişliğin haklılık veya haksızlık üzerinden gelişmiş olması önemli değildir. Affedilme, incinme sırasında acı duyan kişinin acısının azaltılma çabasına dair bir erdemliliktir...
Benim yetiştiğim coğrafyada, çocuk bir yanlış yaptığında, yetişkinler ona kendini kötü hissetmesin diye yardımcı olmaz, "Korkma, bir şey olmaz, hadi git, oyununa devam et..." demez, aksine bir daha yanlış yapmasın(!) diye üstüne gider, ona kendini kötü hissettirmek için ekstra çaba harcarlardı... Bunun işe yarayacağı düşünülürdü... Çocuk, hatası karşısında 'kendini ne kadar kötü hissederse' o hatayı bir daha tekrar etmez diye inanılırdı...
Kötü hissettirerek iyi davranış beklemek...