Rüveyda

Rüveyda
@Ru_______
Öğretmen
İstanbul Üniversitesi
İstanbul
Malatya
9 kütüphaneci puanı
3624 okur puanı
Aralık 2018 tarihinde katıldı
Kalbimiz, sevdiğimiz çok çok uzakta bile sevmeyi sürdürebilir.
Sayfa 26·Kitabı okudu
Reklam

Rüveyda

, bir kitap okudu
8/10
·28 syf.··
2025 21. kitabı
Thais Laham Morello
7.4/10 · 29 okunma
Puan vermedi·36 syf.··
2025 20. kitabı
“Sanat, başkalarına benzemek değil; içinden gelen sesi duymaktır.” Barb Rosenstock’un yazdığı, Mary GrandPré’nin resimlediği bu kitap, renklerin seslere, seslerin duygulara dönüştüğü büyülü bir hikâyeyi anlatıyor. Küçük Vasya Kandinsky, ailesinin beklentilerine göre “uslu bir çocuk”tur; ta ki teyzesi ona bir boya kutusu hediye edene kadar. O an, Vasya’nın dünyası değişir. Renklerden melodiler, çizgilerden ritimler yükselir. O artık yalnızca renkleri değil, müziği de görmektedir. Rosenstock’un şiirsel diliyle GrandPré’nin müzikal çizimleri birleşince, ortaya hem sanatı hem duyuları sorgulatan etkileyici bir anlatı çıkıyor. Renkler adeta bir orkestra gibi sayfaların arasından taşarak çocuklara sanatın sınır tanımadığını hissettiriyor. Vasya’nın “Bu benim sanatım!” diyerek kendi yolunu bulması, farklı düşünen çocuklara cesaret veren güçlü bir mesaj taşıyor. Kitap, özgünlük, cesaret, yaratıcılık ve kendini ifade etme üzerine kurulu. Öğretmen gözüyle bakıldığında ise sanatın duygularla nasıl birleştiğini göstermek için mükemmel bir kaynak. Sınıfta çocuklara farklı müzikler dinletip bu sesleri renklere dönüştürmelerini istemek, kitabın özündeki “duyular arası keşfi” yaşatabilir. Gürültülü Boya Kutusu, çocuklara sessizce şunu söylüyor: “Kendini duyduğun renkle anlat.” Kandinsky’nin boya kutusundan yükselen sesler, yıllar sonra hâlâ duyuluyor. Çünkü sanatın gürültüsü, en çok kalpten gelen renklerde saklıdır. Yayınevi: Nar Çocuk Yaş Grubu: 7 yaş ve üzeri (özellikle 2.–4. sınıf düzeyine uygun)
Gürültülü Boya KutusuBarb Rosenstock · Nar Çocuk · 201733 okunma
Puan vermedi·32 syf.··
2025 19. kitabı
Gary Boller’ın hem yazıp hem resimlediği Gofret’in Hurdalığı, eski eşyaların yeniden hayat bulduğu, üretmenin ve emek vermenin mutluluğunu anlatan sıcacık bir hikâye. Bir hurdalıkta yaşayan sevimli köpek Gofret ve yardımsever arkadaşı Peynir, çöpe atılmış, kimsenin işine yaramaz sandığı eşyaları yeniden dönüştürürken, okura “yeniden yapabilmenin” umudunu fısıldıyorlar. Kitapta sıkça tekrarlanan sesler –“TA-DAAA!”, “DÜÜÜT!”, “PEYNİR!”– çocukların ilgisini diri tutarken metne ritim ve neşe kazandırıyor. Bu tekrarlar, küçük okurlar için güvenli bir akış yaratıyor; aynı zamanda okuma sırasında seslendirme ve dramatizasyonla kullanılabilecek eğlenceli bir dinamizm sunuyor. Gofret’in hikâyesi yalnızca geri dönüşümle ilgili değil. Aslında çabalamak, üretmek, hayal etmek ve elindekilerle yetinmek üzerine bir masal bu. Gofret, her sabah alet çantasını alıp çalışmaya koyulurken, bize “emeğin mutluluğu”nu hatırlatıyor. Hurdalık onun için bir çöp yığını değil, olasılıklarla dolu bir oyun alanı. Hikâyenin sonunda eski parçaları birleştirerek uçabilen bir araba yapması, çocuklara “yaratıcılığın sınırı yoktur” mesajını veriyor. Kitap, çocuklara geri dönüşüm, emek, sorumluluk, yaratıcılık ve dostluk değerlerini içten bir dille kazandırıyor. Bazı ayrıntılar –örneğin hurdalıkta geçen uzun çalışma sahneleri– küçük yaştaki okurlar için soyut görünebilir; ancak bu durum hikâyenin gücünü artırıyor. Çünkü çocukları düşünmeye, sormaya, “Ben olsam ne yapardım?” demeye teşvik ediyor. Öğretmen gözüyle bakıldığında, bu kitap derslerde geri dönüşüm, doğa bilinci veya üretkenlik konularına giriş yapmak için ideal bir kaynak. Sınıf etkinliği olarak çocuklardan “hurda malzemelerle bir icat yapmalarını” istemek, hikâyeyi somutlaştırarak yaratıcılığı besleyebilir. Türkçe derslerinde ise sesli okuma,
Gofret’in HurdalığıGary Boller · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202122 okunma