Iyi dostlar, iyi kitaplar, bir de huzurlu bir vicdan: işte ideal hayat. Bana kitap okumayı sevdiren ve alışkanlık haline getirmemi sağlayan arkadaşıma kucak dolusu sevgiler. Teşekkürler #JeyhunGuliyev #nebüyükşanssenitanımak <3
Ama bu dünyada hiçbir şey kalıcı değildir. Mutluluk, bir kez geldikten hemen sonra azalır. Biraz zaman geçince bitmeye yüz tutar. En sonunda da tükenir ve biz her zamanki ruh halimize döneriz. Tıpkı suya atılan bir çakıl taşının yüzeyde oluşturduğu dalgalar ve sonra o dalgaların giderek kaybolması gibi.
1.
Yazar: ben bir yazarım.
Okur: bana kalırsa sen boksun!
yazar bu yeni fikirle sarsılmış biçimde bir iki dakika dikildikten sonra düşüp bayılır. dışarıya taşınır.
2.
Sanatçı: ben bir sanatçıyım.
İşçi: bana kalırsa sen boksun!
sanatçı kağıt gibi bembeyaz olur, saz gibi sallanır, ansızın son nefesini verir. dışarıya taşınır.
3.
Besteci: ben bir besteciyim.
Vanya Rublyov: bana kalırsa sen...!
besteci nefesi kesilip çöker. ansızın dışarı taşınır.
4.
Kimyager: ben bir kimyacıyım.
Fizikçi: bana kalırsa sen...!
kimyager bir kelime daha söyleyemeden sertçe yere yığılır.''
"Ne gözleri ne de kulakları olan kızıl saçlı bir adam vardı. Ne de hiç saçı olduğundan ona kuramsal olarak kızıl saçlı adam deniyordu. Konuşamıyordu, ağzı yoktu çünkü. Burnu da yoktu. Kolları ya da bacakları bile yoktu. Midesi yoktu, sırtı yoktu, omurgası yoktu, iç organları falan da yoktu. Hiçbir şeyi yoktu! Bu yüzden kimin hakkında konuştuğumuzu bile bilmiyoruz.
En iyisi onun hakkında daha fazla konuşmamak."