Iyi dostlar, iyi kitaplar, bir de huzurlu bir vicdan: işte ideal hayat. Bana kitap okumayı sevdiren ve alışkanlık haline getirmemi sağlayan arkadaşıma kucak dolusu sevgiler. Teşekkürler #JeyhunGuliyev #nebüyükşanssenitanımak <3
Bir gün bana Yaşamak öylesine güç ki! demişlerdi. Söylenişi de aklımda. Bir başka kez de biri En kötü yanlış acı çektirtmektir, diye mırıldanmıştı. Her şey bitti mi yaşam susuzluğu sönmüştür. Bu mudur mutluluk dedikleri? Bu anılar boyunca ilerlerken her şeye aynı sessiz giysiyi giydiririz, ölüm de renkleri soluk bir tuval gibi görünür. Kendi kendimize döneriz. Sıkıntımızı duyarız, böyle daha çok hoşlanırız kendimizden. Evet, mutluluk belki de budur, acımalı mutsuzluk duygumuzdur.
Sinemaya gitmek için bırakılan bir kadın. Artık sözleri dinlenmeyen bir yaşlı adam. Hiçbir işe yaramayan bir ölüm. Sonra öbür yanda dünyanın tüm ışığı. Ne çıkar insan her şeyi kabul ettikten sonra? Birbirine benzeyen, gene de farklı olan üç yazgı söz konusu. Ölüm herkesin başında ama herkesin ölümü kendine göre. Olsun güneş yine de ısıtıyor kemiklerimizi.
Ölümü yaklaşmış bir yaşlı adam da yararsızdır, hatta rahatsız edicidir, aldatıcıdır. Defolub gitsin. Yoksa sussun: saygılı olmanın en küçük koşuludur bu. Oysa o, susamadığı,susunca yaşlı olduğunu düşünemeden edemediği için acı çekiyor.