Dil öğrenmek gramer öğrenmekten fazlasıdır. Dil bir “bilinçaltı meleke “dir. İrab etmek ya da abartılı gramer hassasiyeti göstermek meseleyi sürekli bilinç üzerine tutma çabasıdır. Bu çoğu zaman faydasız ve bazen zararlı bir ısrardır. 
Bilgiyi bugünkü siyasi konjonktürün etkisinden sıyırmak ve at gözlüklerinden kurtulmak için -özellikle de kültür tarihi çalışırken -klasikleri bizzat kendisinden okumak elzemdir.