Sesim kağıdın kuyusuna düştüğünde
Harflerin henüz derisi değişmemişti.
Sen konuştukça sevgilim
Yere yatırdığım tüm duygularım
ayaklandı,
Bu isyanı bastırmak için parmaklarına ihtiyacım var...
`Ruhfelsefesi1654~
Aydaki cesareti görmeliydiniz.
Kalemler tam kağıda doğru nişan almaya başlamışlardı ki
Hayatını hiçe sayarak kurşunların önüne atladı...
Dökülen kanlar gök kasesinin dibinde saklanır.
Kanlı ay tutulmasının hikayesini bir de benden dinleyin.
Gökyüzünü bazen kan tutar
Onu izledikçe keskin kokusunu alırsınız.
Ayın kan tutmaları işte o günden kalmadır...
`Ruhfelsefesi1654~
Bu gölde,
Mayası tutmayan tek renk bendim.
Sonra cesaret ettim ve suyu kendimle mayaladım,
Ya tutarsa misali.
Kim bilir belki
Gül de nergis çiçeği gibi direnir
Ve gölün ortasında açmayı başararak yeni bir efsaneyi başlatır...
`Ruhfelsefesi1654~
İçimdeki çocuğun hayallerini ulaşamayacağı rafa koymuşlardı.
Çocuk aklı işte
Önce sandalyenin üzerine çıktı
Sonra rafların çivileriyle oynadı.
Acemi bir ustalıkla
Tüm hayalleri olması gereken yere düşürdü...
`Ruhfelsefesi1654~
Yaşamak kirli hastalık.
İse buluyor insanın gözlerinin içini.
Puslu ve tozlu bakıyorsun dünyaya.
Yazılar kaynıyor kazanda
Ve bu hastalık bir türlü bulamıyor şifayı.
Seninse hala gözlerin bulanıyor...
`Ruhfelsefesi1654~