"Lewis Carroll’un 1865’te basılan Alice Harikalar Diyarında kitabını muhtemelen pek çoğumuz okumuştur. Ablasıyla beraber gölün kenarında uzanıp konuşurlarken, saati ve konuşma yeteneği olan bir tavşanın Alice’in dikkatini çekmesiyle başlayan macerada, düştüğü derin kuyuda karşısına çıkan cam sehpa ve bir kapı ile tanıştığı, peşinden türlü ilginçliklerin yaşandığı yepyeni bir hikâye anlatılıyor. Kendi kuralları, kendi dinamikleri olan ve hayvanların yaşadığı bu atmosfer, Alice için oldukça enteresan olaylara sahne oluyor. Masalın sonunda tüm olan bitenin aslında bir rüya olduğunu anlıyoruz. İşte zihnimizde tasarladıklarımızı yaşadığımız bu alanda bizi bekleyen, tam olarak böyle bir şey. Bilgisayar yahut telefon başında bambaşka bir hayat yaşıyor, dostluklar kuruyor, başka dünyanın kurallarıyla hareket ediyor, sonra gerçekle yüzleştiğimizde rüyadan uyanmış gibi hissediyoruz kendimizi. Tek farkı, onun değerlerinin ve ahlâkının olmaması…"