Rümeysa Güney

Rümeysa Güney
@Rumeysaguney
Humboldt Universität Jura
Istanbul
133 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
İddia ediyorum ki herkes kendi hakkında konuşulanlardan haberdar olsaydı dünyada bir avuç dost bile kalmazdı.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?

Rümeysa Güney

, bir kitap okudu
Puan vermedi·536 syf.·
2025 9. kitabı
Blaise Pascal
7.2/10 · 701 okunma
Aşırı paylaşım yapan kişiler, genellikle içlerindeki derin yalnızlık hissini giderme arayışında oldukları için, tanımadıkları insanlara dahi en mahrem detaylarını açmaktan çekinmezler. Bu davranış, gerçek yakınlığın yavaş yavaş gelişen güven, anlayış ve karşılıklı saygı temelinde kurulduğu gerçeğini göz ardı eder. Doğal ilişki sürecini atlamaya çalışan bu kişiler, karşıdaki insanı rahatsız edebilir ve bekledikleri sıcaklık yerine mesafe koymalarına neden olabilir. Sonuç olarak, hızlı yakınlaşma beklentisiyle başlayan bu davranış, tam tersine daha fazla yalnızlık ve reddedilme hissi yaratır. Gerçek bağlar sabır, zaman ve karşılıklı anlayış gerektirdiği için, aşırı paylaşım bu doğal süreci bozarak kişiyi aradığı yakınlıktan daha da uzaklaştırır.
Tolstoy’un "İnsan Ne ile Yaşar" adlı kitabındaki, çiftçi Pahom. “Sıradan kendi halinde bir çiftçi olan Pahom, daha zengin bir hayatın hayalini kurmaktadır. Uzak bir yerlerde, cömert bir reisin karşılıksız toprak verdiğini duyunca, daha çok toprak elde etmek için reise gidip talebini iletir. Gerçekten de Reis herkese istediği kadar toprak veren cömert biridir. Pahom’a; “Sabah güneşin doğuşundan batışına kadar yürüyerek yada koşarak ulaştığın bütün yerler senindir fakat güneş batmadan yeniden başladığın yere dönmen lazım. Seni başladığın yerde görmek istiyorum. Yoksa bütün hakkını kaybedersin”der. Pahom, güneşin doğuşuyla beraber başlar yürümeye. Tarlalar, bağlar, bahçeler geçer. Tam geri dönecekken gördüğü sulak bir arazi dikkatini çeker orayı da almak için koşmaya başlar. Şu bağ, bu bahçe derken bakar ki güneşin batmasına az kalmış. Vakit epey geçmiş. Daha hızlı koşar, koşar, ama artık kesilir takâti. Halsiz adımlarla yürümeye devam ederken, Pahom’un burnundan kanlar damlamaya başlar. Tam başladığı noktaya yaklaşmışken, bir an yığılır yere ve bir daha kalkamaz… Reis olanları izlemektedir. Çok kereler şahit olduğu olay yeniden vuku bulmuştur. Adamlarına bir mezar kazdırır. Pahom’u bu mezara gömerler. Reis Pahom’un mezarının başında durur şöyle der. “Bir insana işte bu kadar toprak yeter!” Mütemadiyen biriktirmek istiyoruz. Yiyemeyeceğimiz kadar erzak, giyemeyeceğimiz kadar kıyafet, kullanamayacağımız kadar eşya, oturamayacağımız kadar ev… Gözlerimiz midelerimizden, arzularımız ihtiyaçlarımızdan daha büyük… Elinde olan ama fark etmediği nimetleri hoyratça harcayıp durur insan. Ve yaşlandıkça besler, gençleştirir arzularını. Biriktirdikçe hayata olan bağlarını artırır. Öyle bağlanır ki hayata, bir gün bu diyardan göçüp gideceği fikri zamanla yitip gider
Çocuk sahibi olmak istemeyen insanlar, toplum tarafından sürekli sorgulanıyor ve yargılanıyor. Oysa düşünmeden çocuk yapan, onlara sevgi göstermeyen, aşağılayan, özgüvenlerini zedeleyen ve hayatlarını mahveden ebeveynler aynı şekilde sorgulanmıyor. Toplum, niyetle değil sonuçla ilgilenmeli. Çocuk yapmamak bir tercihken, kötü ebeveynlik gerçek bir sorundur.