Rümeysa Güney

Rümeysa Güney
@Rumeysaguney
Humboldt Universität Jura
Istanbul
133 okur puanı
Eylül 2019 tarihinde katıldı
Ne demiş eskiler: "Halden anlayan seni bulmadıkça, bulduğun her şey seni halsiz bırakır."
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Eşit şartlar altında değiliz. Çünkü biz sizinle mücadele ederken ahlaklı olmak zorundayız. Sizin böyle bir derdiniz yok."

Rümeysa Güney

, bir kitap okudu
Puan vermedi·360 syf.·
2026 1. kitabı
Anna Burns
7.6/10 · 522 okunma
Günümüz evlilikleri neden eskisi kadar tatmin edici değil? Bu soruyu cevaplamak için Maslow'un ihtiyaçlar hiyerarşisini kullanan evlilikte boğulma teorisine başvurabiliriz. Bu teoriye göre evliliğin doyurucu olması o evlilikten hangi ihtiyacımızın karşılanmasını beklediğimize bağlıdır. 100 yıl öncesine kadar insanların bir evlilikten beklentileri daha çok temel ihtiyaçlar ile sınırlıydı. Yeme-içme, barınma ve üreme gibi biyolojik ihtiyaçların karşılanması bir kişinin evlilikten beklentilerinin karşılanması anlamına geliyordu. Kadınların ekonomik özgürlüklerini sağlamasından sonra günümüzdeki evliliklerin konumu Maslow'un piramidindeki daha üst alanlara kaymaya başladı. Teorideki ifadesiyle, evliliğin piramitteki bağımlılık bölgeleri (marital dependence zones) değişti. Bu da artık evliliklerin ihtiyaç temelli olmasından çıkıp partner temelli olmasına yol açtı. Artık evlilikler için eşlerin arkadaşlığı ve birbirine olan ilgisi çok daha önemli bir konumda. Bu dönüşüm sadece bekar ve boşanmış kişilerin oranlarının artması değil aynı zamanda evliliğin bireyler için artık daha merkezi bir konumda olması anlamına da geliyor; çünkü evlilik fizyolojik ihtiyaçlarımızı gideren bir kurumdan çok kendimizi gerçekleştirmemizi ve ihtiyacımız olan sosyal desteği sağlayan en önemli kaynak haline geldi.