Evet gelelim serinin 2. kitabına.
1. kitabın sonunda Tevfik Tuğrul bir uçak kazası geçirmişti. Öleceğini düşündüğü için de arkadaşı Serdar'a hem ailesiyle hem de Ceyhan'la ilgili vasiyet gibi bir konuşma paylaştı. Bu konuşma sonucunda da Ceyhan'ın abisi olan komutanı Ceyhanla arasındaki ilişkiyi öğrenmiş oldu. Zaten abisinin ikisini ayırmak gibi bir düşüncesi yoktu ama en azından Tuğrul bunu itiraf ettikten sonra komutanına karşı vicdanı rahatladı. Çok şükür ki uçak kazası sonrasında kendini hem fiziksel hem de duygusal olarak toparlayıp tekrar görevinin başına döndü.
Tevfik Tuğrul askeri lise için evden ayrıldığında henüz çok küçüktü ve orada Serdar'la arkadaş oldular. Birbirlerini ailelerinden daha çok gördükleri ve birbirlerine canlarını emanet ettikleri için arkadaşlıkları gerçekten de çok güçlüydü.
Bundan sonrası SPOİ isteyen okumasın.
Serdar'ın ebedi filoya gitmesi beni çok hazırlıksız yakaladı. Evet daha öncesinden Tuğrul'a bir konuşma yaptı “Şehit olursam karım Verda'ya iyi bak, arkamdan ağlamayın” dedi. Ama yine de şehit olacağını beklemiyordum. Serdar her zaman bir kız babası olmayı hayal ediyordu. Hayali gerçek oldu evet karısı Verda hamileydi bir kızları olacaktı ama Serdar bunu hiçbir zaman göremedi. Tuğrulsa en yakın arkadaşı ve kardeşi olan adamı kaybettikten sonra yıkılsa da sorumluluk bilinci ile görevine devam etti. Her sevincinde üzüntüsünde paylaşmak için yanında Serdar'ı aradı.
NATO tatbikatına gittiklerinde oradaki yüzbaşıyı Serdar'a benzetmesi, filodaki bir uçağın kenarındaki izi gördüğünde Serdar'ın uçağını hatırlaması bunların hepsi bana Serdar'ın yaşadığını düşündürmüştü ve öyle de oldu. Meğerse Serdar NATO ile birlikte bir göreve katılmış ve 5 yıl boyunca Serdar'ı ölü olarak gösterdiler ama sonunda ailesine geri döndü çok şükür.
Diğer bir