Ruşen Fırtına

Ruşen Fırtına
@Rusn_frtn
Bakanlar bana gövdemi görürler Ben başka yerdeyim.
Birçok Rönesans düşünürü ve tıp adamı için, kadınların rahimleri onların histeriye çok daha fazla yatkın olmalarının nedeniydi. Rahim sahibi olmak yalnızca kadınlann muhakeme yeteneğinin daha zayıf olmasına yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda nefret, kin, korku ve öfke gibi duygularının daha şiddetli olmasını da getiriyordu. Kadınların fizyolojik ve psikolojik zaafları -"kadının narin zayıflığı"- ve bundan kaynaklanan "zihinsel ve duygusal zayıflıklan", onların kamu yaşamından, sorumluluklarından dışlanmalarının ve ahlaki olarak kendilerini gerçekleştirme olanağından yoksun kılınmalarının meşru gerekçesini oluşturuyordu. Bu örneğin de gösterdiği gibi, kadının yaratma, can verme gücünün ideolojik olarak elinden alınıp tek erkek tanrı aracılığıyla erkeğe aktarımının sonuçlarından biri, kadının elinden alınamayan doğurganlığının küçümsenmesi ve üremeye yarayan bedensel donanımının da "bilimsel" gerekçelerle lekelenip karalanmasıdır.
Reklam
Diet sözcüğünün kökü, Yunanca diatia'dır ve bir yaşama biçimi anlamına gelir: Yaşamın düzenlenmesi için belirli kurallara göre yemek. Diet, aynı zamanda, prenslerin yasama ve yürütme işlerini yürüttükleri bir siyasal organdır. Böylece diet, hem bireysel bedenin, hem de siyasal organizmanın yönetimini kapsayan bir sözcüktür. Aynı anlam çiftini, "rejim" teriminde de görebiliriz. Böylece toplum, ataerkil aile aracılığıyla, devletten bireysel bedene ve bedenin arzularına dek inen bir siyasal denetim ve egemenlik hiyerarşisi kurar.
Kadınlar adına Konuşan Christine de Pisan (1364- 1430), bu kadın düşmanı edebiyata karşı duyulan tepkiyi zarif ama sağlam bir şekilde dile getiriş:Hiçbir günah kadınınki kadar büyük değildir diyorlar ama, kadınlar adam öldürmezler, kentleri yakıp yıkmazlar, halkı ezmezler,toprakları yağmalamazlar,kundakçılık yapmazlar ya da sahte sözleşmeler düzenlemezler. Kadınlar şefkatli, nazik, yardımsever, alçakgönüllü, basiretli varlıklardır. Evet, Havva günah işledi ama aldatılmıştı; Adem de ondan iyi sayılmazdı.
Müslüman toplumlarda kadının tecridi ve örtünmeye zorlanması yoluyla "korunması", erkek "tohumu"nun korunması kaygısıyla yakından ilişkilidir. Delaney’in işaret ettiği gibi, bu kaygıda, geçerli üreme teorisinin (monogenetik üreme) aynlmaz bir parçasıdır. Bir erkeğin gücü ve otoritesi, kısacası "erkek olarak değeri", onun can verme yetisine sahip olduğu varsayımına dayanır. Buna karşılık "onur"u, çocuğun kendi tohumundan olduğunu güvence altına alabilmesine bağlıdır. Bu da, karşılığında, kendisine ait olan kadını (özellikle onun bedenini) denetleme yeteneğine dayanır.
Kutsal zaman boyutu, biyolojik zaman boyutunu altüst ettikten sonra, dünyayı antitetik verilere dayanarak yeniden kurar. Doğurmayan insan, yaratma gücüyle donatılır. Doğuran insan ise, yalnızca yaratma kapasitesinden yoksun bırakılmakla kalmaz, simetrik bir biçimde altüst edildikten sonra, yaratılan insana dönüştürülür.
Reklam