-Niye kovuldun sen hayvanat bahçesinden?
-Çekememezlikten Mecnun. Başarımı kıskandılar.
-ilk günden?
-Evet. Kovmak için bahane de bulamadılar, iftira attılar. Kafeslerin kapısını açık unutmuşum da hayvanlar kaçmış. Dedim bana bak işveren bey, İsmail hiçbir şeyi unutmaz. At hafızalıyım ben, dedim. O kafesin kapısını açık unutmadım. Hepsini bile isteye açtım, dedim.
-Sebep
- E hayvancıklar çok sıkılıyordu be Mecnun. Hele bi aslan vardı görmen lazım. Bizim çiçekçi teyzenin oğlu gibi melül melül bakıyordu. Arada yelesini sallıyordu böyle tatlı tatlı. Ben de açtım hepsinin kapılarını, dedim gidin hadi lan serbestsiniz hepiniz.
-Tüm hayvanları mı?
- Heee
-Abi naptın sen?
- Hapsetmişler garibanları oraya napayım Mecnun? İçim acıdı yazık günah orada biçare oturuyordu garipler.
“Ben de herkes gibi ne kadar büyük bir kaybeden olduğumu düşünmeden, küçük zaferler peşinde koşuyordum. Son sözü söyleyenin tartışmayı kazandığı, daha çok bağıranın haklı görüldüğü, daha çok rağbet edilenin başarılı sayıldığı bir dünyada yaşıyorum.”