Mustafa

Mustafa
@Rust
rodion kuluna da de.
Rejisör ün rejisörüyüm.
lisans
Antalya
305 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Aslına bakarsan bütün insanların hayatı beklemekle geçiyordu. İstedikleri birşeyin gerçekleşmesini ya da birgün geberip gitmeyi bekleyip duruyorlardı. Markette tuvalet kağıdı satın almak için kuyrukta bekliyorlardı. Bankadan para çekmek için kuyrukta bekliyorlardı. Ve eğer paraları yoksa, daha uzun kuyruklarda beklemeleri gerekiyordu. Önce uykunun gelmesi için, sonra da uyanmak için bekliyordun. Önce evlenmek için, sonra da boşanabilmek için bekliyordun. Önce yağmur yağması için, sonra da yağmurun durması için bekliyordun. Yemek yemek için bekliyordun, sonra tekrar yemek için yeniden bekliyordun. Bazen de bir sürü delinin arasında "acaba bende mi onlardan biriyim?" diye merak ederek bir psikoloğun muayenehanesinde bekliyordun. C.Bukowski
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Yaşamımız boyunca beş kuruşsuz sürünüp, birgün yine beş kuruşsuz geberip gidiyorduk. Hayat, insanı yıpratan bir oyundu. Sabah uyanıp ayağa kalkabilmek bile bir tür başarı sayılmalıydı bu hayat koşullarında. C.Bukowski
Psikologlar bir akvaryuma köpek balıklarını bırakırlar. Ertesi gün kontrole geldiklerinde köpek balıklarının tüm balıkları yediklerini görürler. İkinci defa akvaryumun ortasına bir cam yerleştirerek ikiye ayırırlar. Bir tarafına normal balıkları diğer tarafına da köpek balıklarını yerleştirirler. Ve gözlemlemeye başlarlar. Köpek balıkları acıkıp diğer balıklara saldırmak istediklerinde burunları cam bölmeye çarpıp dönerler. Yine burunları cam bölmeye çarptığında acı his ettiklerini gözlemlerler. Köpek balıklarının bu saldırı denemeleri defalarca tekrarlanır. Taki artık balıklara saldırdıklarında burunlarının acıyacağı ve saldıramayacakları hisleri doğuncaya kadar. Artik köpek balıklarının, diğer balıkları yiyemeyeceği hissi doğmuştur. Bu sonuç doğduktan sonra psikologlar ara camı kaldırırlar ve tüm balıklar karışır. Ancak artık köpek balıkları diğer balıklara saldırmazlar. Çünkü saldırdıklarında burunları acıyacakmış hissini daha önce mecburi olarak öğrenmişlerdir ve içiçe yaşam devam eder. Bilimde buna "öğrenilmiş çaresizlik" deniyor. Yaşadığımız toplumsal süreçte buna benzer öğrenilmiş mecburiyetler var. Ancak bu coğrafyada buna "Öğretilmiş çaresizlikler" deniyor. Öyleyse esas olan bilimsel ve toplumsal doğrulardır, Öğretilmiş çaresizlikler değil...
Ünlü bir futbolcu karısını öldürmekle suçlanıyordu. Futbolcu yakalanmıştı ama karısının cesedi ortada yoktu. Duruşma Amerikan filmlerindeki gibiydi. Kucak dolusu parayla tuttuğu avukatı jüriyi ikna etmeye uğraşıyordu: "Sayın jüri üyeleri, müvekkilimin suçsuz olduğuna yürekten inanıyorum. Buna az sonra sizler de inanacaksınız. Birden 10'a kadar sayacağım ve müvekkilimin öldürdüğü iddia edilen karısı bu kapıdan içeri girecek... 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10..." Bütün jüri üyeleri kapıya döndü; kimse girmedi içeri. Avukat bir savunma dâhisiydi. Son hamlesini yaptı: "Bakın siz de kadının öldüğüne inanmıyorsunuz. Çünkü hepiniz, içeri girecek düşüncesiyle kapıya doğru baktınız. Kararı buna göre vermenizi talep ediyorum." Ancak jüri, ünlü futbolcuyu suçlu buldu. Mahkeme çıkışında avukat, hâkime yaklaştı ve sordu: "10'a kadar saydığımda siz de herkes gibi kapıya doğru baktınız. Demek siz de, futbolcunun karısını öldürdüğü konusunda tam ikna olmadınız. Öyleyse neden böyle bir karara imza attınız?" "Doğru" cevabını verdi hâkim. "Ben de herkes gibi kapıya baktım ama müvekkiliniz kapıya bakmıyordu."
Hukuk
"Ne yapalım, hayattan bizim payımıza da bu düştü. Ama hiçbir şey boşuna değildi. Yine yaşanması gerekiyorsa, yine yaşarız.." Sonbahar, 2008