Büyük hayvanların avlanması için girişilen faaliyetler daha geniş ve kapsamlı bir işbirliğine ihtiyaç duyuyor ve bu da insanların daha geniş topluluklar halinde bir araya gelmesini sağlıyor. Kadınlarla erkekler arasında oluşan ayrım da o sıralarda ortaya çıkmış olmalı. İnsanlar topluluk halinde yaşamaya başladığında daha güçlü olan erkekler avlanmaya giderken, kadınlar geride kalıp çocukları beslemiş ve korumuş olmalı. Böyle bir adım insanın o aşamada tamamlanmış gibi görünen biyolojik evrimini sosyal evrim aşamasına taşımış olmaktadır.
İnsan bütün paleolitik dönemi, hatta neolitik dönemin bir bölümünü yalnızca tüketici olarak geçirmiş, tabiatın ona verdiklerini tüketmiş ve hemen hiçbir şey üretmemiştir. Binlerce yıl yalnızca tabiatın verdiklerini tüketerek yaşamış olan insanın doğası tüketiciliğe bağlı olarak şekillenmiştir.
İnsanın ortaya çıktığı andan itibaren tüketim tarihi de başlamış oluyor. Çünkü insanın üretime geçmesi uzun zaman alsa da tüketim işlevi en başından beri var olan bir faaliyettir. İnsan, üretmeden, tasarruf etmeden onbinlerce yıl yaşamıştır ama tüketmeden yaşayamaz. Günümüzde çeşitli nedenlerle bilinçli ya da bilinçsiz aşağılanan tüketim eylemi en temel insan eylemidir. Ekonominin de temel taşıdır.
Sayfa 21 - Ekonomi Tarihi Tüketimle Başlar·Kitabı okudu
Bilimi kuramsal anlamda tarif etmek zordur ve anlamı üzerinde sonu gelmeyen felsefi tartışmalar vardır. Rother aslında bilimi tanımlamaya değil, insanların gündelik yaşamlarında bilimsel düşünebilmelerini öğretecek pratik bir yaklaşım geliştirmeye odaklandı. Bunu şöyle açıklıyor:
bir zihniyet veya dünyaya bakış açısı/hedeflere ve problemlere cevap verme şeklidir ve şu ögelerle karakterize edilir:
. Kavrayışımızın her zaman eksik ve muhtemelen hatalı olduğunu kabullenmek;
. Yanıtlara yalnız akıl yürüterek değil, daha çok test ederek ulaşılabileceğini varsaymak. (Önce kestirimde bulunup sonra da deneyle test etmek.)
. Olacağını öngördüklerimiz ile fiilen olanlar arasındaki farklılıkları değerlendirmek, öğrenme ve düzeltici ayarlamalar yapma açısından yararlı bir kaynak olabilir.
Bunun tersine, amaç ve problemlere karşılık verirken mevcut gerçekliği ve çözümü çok iyi anladığımızı varsayarsak, varsayımlarımızı sınamayı ihmal eder ve gerçeğe uymayan kestirimleri öğreticilik değerinden yoksun kişisel başarısızlıklar olarak görürsek, bilimsel zihniyetle hareket etmemiş oluruz ve ileride daha bilimsel düşünmeyi öğrenemeyiz.
Kuşkusuz karar alırken bize yol gösterecek belli bir düzeyde deneyim ve bilgiye sahip olduğumuz problemlerle karşılaşabiliriz, böyle bir durumda hiçbir şey bilmiyormuş gibi davranmamıza gerek yoktur.
Sayfa 46 - BİLİMSEL DÜŞÜNME MERKEZDE... VE BİZ BU KONUDA PEK İYİ DEĞİLİZ·Kitabı okudu