Yalnızlığımın çevremde konuşacak arkadaşım olup olmamasıyla ilgili olduğunu sanırdım; çevremde bir sürü insan varken iliklerime kadar yalnız hissettiğimi görünceye dek.
“Müzikte ahengin kulağa hoş gelebilmesi için öncesinde ahenksizlik olmalıymış. Bu sebeple müzikte ahenk ve ahenksizliğin bir arada var olması gerekiyormuş. Yaşamımızın da müzik gibi olduğunu söylüyor. Uyumdan önce uyumsuzluk olduğu için hayatlarımızın güzelliğini hissedebiliyormuşuz.”
Sayfa 103 - Seymour: An Introduction belgesel filminden·Kitabı okudu
"Zihinsel modeller" , zihnimizde iyice yer etmiş, kökleşmiş varsayımlar, genellemeler, hatta resimler ve imgeler olarak dünyayı anlayışımızı ve eylemlerimizi etkiler. Çoğu kez, zihinsel modellerimizin veya bunların davranışlarımız üzerindeki etkilerinin farkında olmayız. Örneğin, işyerindeki çalışma arkadaşımızın şık giyinmesine bakar, "tam bir sosyete insanı" diye düşünürüz. Kılıksız dolaşan biri ise bize başkalarının ne düşündüğüne aldırmayan biri gibi gelir.
"İnsanlar işe parlak, iyi eğitilmiş, yüksek enerjili insanlar olarak, farklı olma enerji ve arzusuyla dolu olarak girerler. Otuz yaşına geldiklerinde, azı hızlı şeritte yol alırken, diğerleri hafta sonu onları ilgilendiren şeyler için zamanlarını harcarlar. İşe bağlılık duygusunu, görev duygusunu ve işe başladıkları andaki heyecanlarını kaybetmişlerdir. Enerjilerinin çok azından yararlanırız, heves ve coşkularından ise hiç."
Değişiyordum. O zamanlar bilmiyordum ama yeniden mutlu olmanın ve beni mutsuz eden bazı şeyleri unutmanın bir yolunu bulmuştum. Her şeyden önce kendimi unutmayı öğrenmiştim. Artık kardeşlerimle dışarı çıkmayı özlemiyordum, çünkü zihnimi aktif tutacak bir şeyim vardı. Her yeni günü dört gözle bekliyordum.