Ağlayamayacak kadar neşesizdi. Sebepsiz mahzundu. Sebepsizlik ikinci bedbahtlıktı. Hüznün sebebine alışa alışa insan o sebebi aşındırır, sebep yıpranır, hüzün ufalırdı. Halbuki, Adnan hüznünün tutacak tarafını bulamıyor, hatta hüznünü bulamıyor, yakalayamıyordu ve bu hüzün meçhuller kadar büyüyordu.