Yahya Efendi Dergahı'nda yapılan tadilat çalışmasında, mezar taşlarını okuyup düzenlemesini yapacak olan Halil'in hikayesinden başlayarak, o dergahta kabri bulunan Yahya Efendi'nin hayatını anlatıyor Fatih Duman "SIR" kitabında.
Halil'in o dergaha gelmesi de Yahya Efendi'yi tanıması da tesadüf değildi. İyi biliyordu ki Allah varsa tesadüf yoktur, takdir vardır, olanlar boşuna değildir.
İstanbul muhafızlarından, ölümün öldürmediği aşıklardan olan Yahya Efendi, Kanuni Sultan Süleyman ile süt kardeşidir. Onlar birbirini tamamlayan iki yarım idi. Biri kılıç ise diğeri kalemdi, biri mana ise biri kelamdı. Sultan Süleyman Cihan Sultanı, Yahya Efendi ise Gönüllerin Sultanı idi.
Kitapta bir yandan Halil'in hikayesinin heyecanını yaşarken bir yandan ise Yahya Efendi'nin manevi yolculuğuna şahit olmak bi hayli etkileyici.
Kitabı bitirdiğimde ölümle ilgili korkularımın nedenini anladım aslında... Bu korkuların nedenini ve ölümün bizler için ne ifade etmesi gerektiğini zaten Yahya Efendi fısıldıyor bizlere.
Yahya Efendi dünyada Rabbi ile başbaşa kalacağı bir Hira buldu ve orada sırlara vakıf oldu.
Kitabı bitirdiğimde şunu çok iyi anladım; insanın derdi Allah'ı anlatmak, etrafındakileri iyiye güzele çağırmak ise ve gönlü bu dert ile yanıp kavruluyorsa Allah gerekli kapıları da açar, gönülleri de açar, dili ise faydalı kılar. Hatta bu vazife senin gönlünde oldukça ölsen dahi vazifen devam eder. Çünkü Bizim Yunus'un dediği gibi "Ölen beden imiş, aşıklar ölmez."
İstanbul Beşiktaş'ta bulunan Yahya Efendi Dergah'ı ise mesken tutulası bir diyar. Kalabalıklar arasında bir Hira... Naçizane tavsiyem bir de kitabı okuduktan sonra o zatı ve yakınında kabri bulunanları ziyaret etmenizdir.
Vesselam...