ben sadece onunla güzel olmuştum. beni önce güldürdü, sonra unutturdu.
birlikteyken her şey rengârenkti. birlikte video çekerdik, her seferinde o, anın tadını çıkaralım derdi. şimdi dönüp o videolara bakamıyorum. yüzüme donuk bir gülümseme takılıyor. o zamanlar abur cubur alıp kahvaltı yaptığımız sabahları hatırlıyorum. sanki dünya o kahvaltı masasında küçülüyordu, sadece ikimiz kalıyorduk. bir gün dondurma yemiştik, sonra renkli merdivenleri gösterip; biriyle çıkmak istiyorum buraya, özel biriyle,
demişti. ve o kişi bendim. şimdi o merdivenlere her baktığımda mideme bir yumru oturuyor. parkta birbirimizi salıncağa bindirdik, çocuk gibi güldük, tahtrevalliye binip sırayla yükselip alçaldık. o günlerde anlamamıştım. belki de bizim hikâyemiz baştan aşağı bir tahtrevalliydi. ben yükseldikçe, o uzaklaştı. ve evet. ben onun ilki değildim. ama o, benim ilk öptüğüm dudağıydı. ilk defa gerçekten inandım. güvendim. kalbimi ellerine bıraktım. ama sonra gitti. ne büyük bir yanlış yaptım? onun kalbindeyim sandım. oysa ben sadece geçip giden bir duyguydum onun için. önemsiz takılmalık biriymişim. ve şimdi tek başıma kaldım. o gülüşlerimizi, o videoları, o kahvaltıları, o merdivenleri. hepsini sırtıma yükleyip yaşıyorum.
ama artık ne renk kaldı, ne tat, ne ses. ben sadece onunla güzel olmuştum. onsuz sadece sessizim. içimdeki enerjimi sömürdü ve gitti.