Ruža

Ruža
Psikolog, okur, fotoğraf çeker, dans eder
Kadın kahramanımız başarılı bir performans sergilemeyi iyi öğrenmiştir, bir huzursuzluk hissettiği anda; yeni bir akademik derece, daha prestijli bir iş, coğrafya değişikliği, cinsel bir ilişki ya da yeni bir çocuk gibi, yeni bir başarı peşinde koşmaya başlar. İçindeki boşluk duygusunu daha fazla kahramanlık ve daha fazla başarı aracılığı ile egosunu okşayarak doldurmaya çalışır. Başarının getirdiği güçle bağımlı hale gelir. Bir başarı elde etmek vücuda adrenalin pompalar ve bu adrenalinin sebep olduğu “coşku” yetersiz olduğunu düşünmenin sebep olduğu acıyı maskeler. Başarı elde edildikten sonraki adrenalin düşüklüğünü yaşamamak içinse hemen yeni bir hedefe yönelir.
Sayfa 100·Kitabı okudu
Reklam
Hayali aşk illüzyonunun peşinde koşan pek çok kadın eşlerinin, onların, kira, sigorta, ödemeler, alınacak kararlar gibi bütün dünyevi konulardaki ihtiyaçlarını gideren bir yarı-tanrı olmasını arzu eder. Böylece eşleri hatalı karar alsa da onlar suçsuz olurlar. Kadın kahraman bu miti yıkıp, sorumluluğu kendi ellerine almalıdır. Zor kararlar verip otonomisini kazanmalıdır. Bir kadın, mutluluk ve tatminin kendisine eşi aracılığı ile geleceği inancından kurtulduğunda kendi eşi olan bir partner bulup gerçek aşkın tadını çıkartabilir.
Sayfa 93·Kitabı okudu
O: Kadın Psikolojisini Anlamak isimli kitabında Robert Johnson, Psyche’nin Eros’a bakma arzusunu bir kadının içindeki eril otoriteye başkaldırması olarak görür. Bir kadının hayatının bir bölümünü çoğunlukla kendi içindeki erkek ya da Tanrı’nın, animusun egemenliği altında geçirir. Kendiseli Eros’u onu bilinçsizce, sessiz bir şekilde “cennette” tutar. Onunla konuşmasa, bir diyaloğa girmese de onun gizli egemenliği altındadır. Kadının en derin içsel dramalarından biri, egemen animusa bakıp “seni görüyorum” dediğinde yaşanır.
Sayfa 91·Kitabı okudu
“En iyi köle dövülmeye gerek duymadan kendi kendini dövendir. O kendini, deri bir kırbaçla, değnekle, sopayla ya da copla, odunla değil kendi dilinin sivri kırbacıyla…”
Sayfa 85·Kitabı okudu
Kadınların pasif-bağımlı duruşlarının altındaki bilinçli olmayan motivasyon başka bir kişiyi koruma ve büyütme isteğidir ve kadın yine bilinçdışındaki ilişkideki bir kişinin güçlü olabilmesi için bir diğerinin güçsüz olması gerektiğine inanır. Entelektüel özgürlüğüne kavuşmuş kadınlar bile, hür düşünce ve davranışlarını hayata geçirirken başkalarının, özellikle de erkeklerin incinmesinden korkar ve çekinirler. Gerçekte, kendi hayatlarının koşullarını kendileri belirlemeye başlayan kadınlar genellikle erkekleri küçültmek, çocukları incitmek ve bir şekilde diğerlerine karşı yıkıcı olmakla suçlanırlar.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Reklam