Güler yüzlülüğünü kaybetmemişsin. Gerçek neşeyi unutmamışsın. Benim gibi, başkalarına hırslanarak neşelenmek gibi aldatıcı bir eğlenceye kaptırmamışsın kendini. Kendini koruduğuna sevindim..
Erkekler bazen ne kadar basit oluyorlar… Zannediyorlar ki, bir erkeğe karşı hiddet, hatta nefret duymaya başlayan bir kadın, hemen başka erkekler bulup boyunlarına sarılmak ister…
Narsisistler olabilecek en kötü âşıklardır, akla gelebilecek her türlü cinsel işlev bozukluğuna ve partnerlerini bencilce ve suçluluk duymadan kullanabilme eğilimine sahiptirler. Heteroseksüel ve biseksüel narsisistik erkekler kadınlara karşı derin bir kıskançlık duyar ve onlar tarafından reddedilip alaya alınmaktan korkarlar. Partnerlerini ya idealize edilmiş ama cinsellikten arındırılmış ("saf" anne ya da iffetli kadın) ya da aşk veya hayranlık duymadan özgürce zevk alabilecekleri ("kirletilmiş" anne ya da fahişe) kişiler olarak nesneleştirme eğilimindedirler. Tam tersine kendilerinde cinsel istek uyandırmayan kadınlara karşı hassas duygular da besleyebilirler. Hepsi şöyle ya da böyle birer Don Juan'dır; kimisi saldırgan, kimisi sadece dürtüleriyle hareket eden kimisi de hayli çocuk- sudur. Saldırgan Don Juan, baştan çıkardığı kadınları sinirlendirmekten, aşağılamaktan keyif alan biridir ve kısa bir randevudan sonra kadını terk edince âdeta rahatlamış görünür. Dürtüleriyle hareket eden Don Juan ise bütün kadın nüfusu içinde kendisini hayal kırıklığına uğratmayacak kadını arar. Bir de bazı kadınların tehdit edici bulduğu maskülen özelliklerden yoksun olduğu için kadınlarla arası iyi olan, efemine bir çocuk-erkek karışımı olan çocuksu Don Juan vardır..
Yetenekli Çocuğun Dramı, insanı kendi çocukluğunu düşünmeye iten ve travmalarını fark etmesini sağlayan bir kitap.
Benim üzerine konuşmak istediğim konu Alice Miller’ın düşünceleri ve psikolojik tahlilleri tabiki değil, sonuçta o bir psikolog ve benden daha iyi psikolojik analiz yaptığı kesin :)
“Psikoterapistin duyarlılığı, başkalarının duygularını hissedebilme yeteneği ve olağanüstü bir biçimde antenlerle donanmış olması onun çocukken ihtiyaç içinde olanlar tarafından kullanıldığına, belki de kötüye kullanıldığına işaret etmektedir.” diyor Alice Miller.
(Syf 32)
Psikoterapiyi meslek olarak seçenlerin seçimlerine sebep olan nedenin aslında çocukluk travmaları olduğunu ileri sürmesiyle beni bi hayli şaşırttığını söylemeliyim.
#142764494
İnsanların kendilerine uyguladıkları eziyetleri “özgürlüğe kavuşma” olarak nitelendirebileceğinden bahseden ve hemen ardından göğüs uçlarına halkalar takan ve bununla gurur duyan kadınları örnek gösteren Alice Miller’ın bu örneğini de babalar tarafından uygulanan cinsel tacize dayandırması itiraf etmek gerekirse beni biraz rahatsız etti. Çünkü piercingler bana bir tür travmanın sonucu yapılacak şeyler gibi gelmiyor ya da kendimde de olduğundan objektif bakamıyorum emin değilim :)
Kitaplarıyla pek çok insanın hayatına dokunan “Psikoterapist/yazar Alice Miler” ile “anne Alice Miller” arasında neredeyse hiç bir bağlantı olmadığını ise yine kendisi gibi bir psikoterapist olan oğlu Martin Miller’ın ancak annesinin ölümünden sonra bastırabildiği kitabı olan “Yetenekli Çocuğun Gerçek Dramı (The True “Drama Of The Gifted Child“) kitabından ve verdiği röportajlardan öğreniyoruz.
youtu.be/768c6rukXTs
(Bu kısım gelmişken “Aslında sanırım yaşarken de ‘problems’ ı çözmeye çalışmış ama annesi ‘different’