Ruža

Ruža
Psikolog, okur, fotoğraf çeker, dans eder
Eşitlik, hatırlanmadığında ilk kaybolan şeydir
Puan vermedi·104 syf.··
2025 7. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 11 Kasım 2025 20:48
George Orwell, Hayvan Çiftliği’nde ilk bakışta basit bir fabl anlatıyor gibi görünse de, satır aralarına yerleştirdiği güç, iktidar ve insan doğasına dair sert gerçeklerle okuru rahatsız eden bir aynaya davet ediyor. Hayvanların eşitlik idealiyle başlattığı isyan, zamanla yeni bir tahakküm düzenine dönüşürken; özgürlük vaadinin nasıl kolayca manipülasyona uğrayabildiğini izliyoruz. Bu kitapta en çarpıcı olan şey, kötülüğün bir anda değil; küçük tavizlerle, sessiz kabullenişlerle ve “şimdilik böyle olsun” cümleleriyle inşa edilmesi. Başlangıçta herkes için olan kuralların, zamanla yalnızca iktidarı elinde tutanlar için yeniden yazılması; belleğin, dilin ve bilginin nasıl araçsallaştırıldığını gözler önüne seriyor. Gerçekler değişmiyor belki ama gerçeğin anlatımı sürekli değiştiriliyor. Okurken insan ister istemez şunu fark ediyor: Baskı her zaman dışarıdan gelmez. Bazen sorgulamaktan vazgeçtiğimizde, bazen yorgunluğumuzu itiraz sanıp sustuğumuzda başlar. Orwell’in asıl başarısı da burada yatıyor — bize yalnızca zalimi değil, seyirci kalan tarafımızı da gösteriyor. Hayvan Çiftliği, yalnızca bir politik alegori değil; aynı zamanda insanın güce yaklaşınca nasıl değiştiğini, ideallerin nasıl eğilip bükülebildiğini ve hafızasını kaybeden toplumların neden aynı döngüleri tekrar tekrar yaşadığını anlatan zamansız bir metin. Bitirdiğimde aklımda tek bir cümle kaldı: Eşitlik, hatırlanmadığında ilk kaybolan şeydir
1000k
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2021296,1bin okunma
Reklam
Alışılmışın dışında bir kitap
Puan vermedi·182 syf.··
2025 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ekim 2025 04:28
Bu kitabı, psikiyatriye ve psikolojiye biraz daha farklı bir çerçeveden bakabilmek için elime aldım. İtiraf etmeliyim, dili herkesin kolayca okuyup anlayabileceği türden değil — oldukça akademik, yoğun ve katmanlı. Ama tam da bu yüzden bana çok şey kattı. DSM-5 tanı ölçütlerini temel alıyor ama her tanıyı alışılmışın dışında, evrimsel bir perspektiften yorumluyor. Yani sadece “bu hastalık nasıl oluşur?” sorusuna değil, “neden böyle bir mekanizma evrimleşti?” sorusuna da cevap arıyor. Bu bakış açısı beni çok etkiledi, çünkü ruhsal bozuklukları ilk kez bu kadar bütünsel bir şekilde ele alan bir kitap okudum. Kitapta en ilgimi çeken şeylerden biri, depresyonun “zarardan korunma” stratejisi olarak açıklanmasıydı. Yeme bozuklukları, grup içi rekabet ve kaynak paylaşımıyla ilişkilendiriliyor. Kişilik bozuklukları ise genetik miras ve erken dönem çevresel etkilerin birlikte şekillendirdiği karmaşık yapılar olarak ele alınıyor. Yani hiçbir şey tek başına genetik ya da çevresel değil; her şey etkileşim içinde. Bu yaklaşım bana şunu düşündürdü: Bazen “bozukluk” dediğimiz şeyler, aslında geçmişte bir tür hayatta kalma stratejisinin kalıntısı olabilir. Modern dünyada bu stratejiler işlevsiz hale gelince biz onlara “hastalık” diyoruz. Evet, kitap zaman zaman zorlayıcı bir akademik okuma gerektiriyor ama sonunda insanın zihninde yepyeni pencereler açıyor. Psikoloji ya da psikiyatri alanında olan herkesin, hatta sadece insan davranışını anlamaya meraklı herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. “İnsanı anlamak için sadece beynine değil, geçmişine de bakmak gerekir.” Bu kitap bana tam olarak bunu hatırlattı.
1000k
Evrimsel Psikoloji ve Evrimsel Perspektiften Temel Psikiyatrik HastalıklarMehmet Kerem Doksat · Nobel Akademik Yayıncılık · 20246 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2025 3. kitabı
·
24 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 23:32
Maureen Murdock, bu kitapta kadının kendi içsel yolculuğuna, dişil doğasından kopuşuna ve yeniden bütünlüğe ulaşma sürecine değiniyor. Joseph Campbell’in Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’na bir yanıt niteliğinde yazdığı bu eser, kadının kahramanlığının erkeğin yolculuğundan ne kadar farklı olduğunu gösteriyor. Kadının yolculuğu, dış dünyada güç kazanmak değil; içsel yaraları fark edip şefkatle iyileştirmekle başlıyor. Kitap “babanın dünyasına adım atma”, “anneyle bağın kopuşu”, “müthiş taklitçi”, “ruhsal kuraklık”, “deli kadına tekrar kavuşmak” ve “bütünlüğe dönüş” gibi bölümlerle ilerliyor. Her bölüm, kadının kendini kanıtlama çabasından öz benliğiyle buluşmasına doğru atılmış bir adımı temsil ediyor. Ben okurken kendimi hem bireysel hem kolektif bir kadın hikayesinin içinde buldum. Kadın olmanın, kendi sesini yeniden duymanın ve “eksik değil, zaten bütün” olduğunu hatırlamanın ne kadar dönüştürücü olduğunu hissettim. Murdock’un dili hem analitik hem de derin bir şefkat taşıyor — sanki kendi iç sesinle konuşur gibi. Okurken kendi içimdeki parçaları fark ettim; başkalarının beklentileriyle şekillenen yanlarımı, susturulmuş sesimi, yorgun ama güçlü içsel kadını… Bu kitap bana kadın olmanın hem kırılganlık hem güç, hem sessizlik hem de derin bir bilgelik taşıdığını hatırlattı. “Bu dünya benim kız kardeşim, onun her gün takındığı zarafeti, sessiz cesaretini ve bana olan sevgisini, birbirimizde gördüğümüz bu cesareti nasıl hayranlıkla karşıladığımızı, kaybettiğimiz her şeyi, çektiğimiz bütün acıları ve bildiğimiz her şeyi… Bu güzellik beni büyülüyor. Onun benim için ne ifade ettiğini de benim onun için ne ifade ettiğimi de unutmayacağım.”
1000Kitap
Kadın Kahramanın YolculuğuMaureen Murdock · Beyaz Baykuş Yayınları · 2022319 okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2025 2. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2025 05:32
Bu kitap benim için çok özel bir yerde duruyor. Çünkü hayatımda çok kıymetli bir insan, nişanlım bana hediye ettiği ilk kitaptı. Dolayısıyla daha okumaya başlamadan gönlümde ayrı bir yer edinmişti. Ayrıca bu, Amin Maalouf’tan okuduğum ilk eser oldu. Ve daha ilk sayfalardan itibaren kendimi bambaşka bir dünyanın içinde buldum. Amin Maalouf, Semerkant’ta Ömer Hayyam’dan ve onun ölümsüz Rubaiyat’ından yola çıkarak 1070’li yıllardan 1910’lara uzanan bir süreci ustalıkla kaleme alıyor. Roman, tarihle edebiyatı öylesine iç içe geçiriyor ki, bir yandan Hayyam’ın hayatına, aşklarına ve felsefesine tanıklık ederken, diğer yandan İran’ın siyasi ve toplumsal dönüşümüne şahit oluyoruz. Kitap, Titanic faciası ile son bulan dramatik bir hikâyeyle de hafızalara kazınıyor. Okurken özellikle dikkatimi çeken şey, metnin çeviri değil de neredeyse Türkçe yazılmış hissi vermesiydi. Dil akıcı, sahneler canlı ve atmosfer oldukça güçlüydü. Kitap dört bölümden oluşuyor. İlk iki bölümde Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah’ın yollarının kesişmesi üzerinden dönemin entelektüel ve siyasi dünyasına giriyoruz. Bu üç büyük ismin dostlukları, çatışmaları ve fikir dünyaları öyle incelikle işlenmiş ki, okumak büyük bir keyifti. Üçüncü ve dördüncü bölümlerde ise yüzyıllar sonrasına, başka bir İran’a ve bambaşka karakterlerin hikâyelerine geçiyoruz. Başta “ilk iki bölümün tadını alamayacağım” diye düşünsem de yazarın kurguyu birbirine bağlama biçimi öyle güçlüydü ki, kitabın sonunda gözlerim dolduğunu fark ettim. Semerkant, sadece bir roman değil, aynı zamanda bir tarih ve kültür yolculuğu. Maalouf’un kalemi sayesinde Hasan Sabbah’tan Alamut’a, Alparslan’dan Melikşah’a ve modernleşme çabasıyla değişen İran’a kadar geniş bir zaman dilimine tanıklık ediyoruz. Bu yolculuğun merkezinde ise hep Ömer
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,7bin okunma
Başarı bir bütünler birliğidir
7/10
·244 syf.··
2024 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2024 00:00
BİRİNCİ KISIM: FIRSAT, Birinci Bölüm: Matta Etkisi Başarı yalnızca yeteneklere dayalı değil, çeşitli "fırsatların" bir sonucu olarak elde edilir. Ormandaki en uzun meşe sadece en sert palamuttan yetiştiği için en uzun meşe olmamıştır; diğer ağaçlar onun aldığı güneş ışığını, kesmediği, çevresindeki toprak derin ve zengin olduğu, fidanken hiçbir tavşan onun kabuğunu kemirmediği ve hiçbir oduncu onu vakti gelmeden kesmediği için de en uzun meşe o olmuştur." İkinci Bölüm: 10 Bin Saat Kuralı Gladwelle göre başarı yetenek artı hazırlık demektir. Doğru zamanda doğup, fırsatları değerlendirerek 10.000 saat çalışmış olma avantajını yakalayanların, şartlar elverdiğinde, bu bilgi ve tecrübe ile, dallarında dünyanın en iyisi olduklarını vurguluyor. Üçüncü Bölüm: Dehaların Sorunu 1. Bölüm Başarı ve deha konusundaki kültürel anlayışımız yanlış yönlendirilmiştir. Yüksek IQ'ya sahip olmak, otomatik olarak hayatta başarılı olacağımız anlamına gelmez. Daha iyi okullara gitme ve daha fazla para kazanma şansımız yükseltir. Fakat bu bile bizi belli bir noktaya çıkartır Dördüncü Bölüm: Dehaların Sorunu 2. Bölüm Zeka sürekli beslenmeli ve teşvik edilmelidir. Burada önemli olan bulunduğun ortam, geçmişin ve yetiştirilme tarzının başarı üzerinde IQ puanlarından daha fazla etkiye sahip olduğunu gösteriyor. Kişinin engelleri ustalıkla aşması ve vazgeçme eğiliminin aksine sebat etme kararlılığı, onun aşırı zorluklar karşısında başarıya ulaşmasına yardımcı olur. Beşinci Bölüm: Joe Flom’dan Alınacak Üç Ders Şans ve fırsatlardan yararlanmak ve ne kadar alçakgönüllü olursa olsun, anlamlı işlerle uğraşmak size öğrenme ve gelişme fırsatı verir. İKİNCİ KISIM: MİRAS, Altıncı Bölüm: Kentucky, Harlan Bugünü anlamak ve gelecekte gerekli değişiklikleri yapabilmek için geçmişi ve kültürel
1000Kitap
OutliersMalcolm Gladwell · MediaCat Yayınları · 202210bin okunma
Reklam