Bu hayatta kim olduğumu ve ne bok yediğimi düşünürdüm.
Yanlış yolu mu seçmiştim?
Benim için doğru Yol var mıydı, yoksa amaçsız bir hayalet gibi dünyadan geçip gitmek kaderim miydi?
Hayatımın bir anlamı, bir gayesi olacak mıydı? Sıkıcı, tatsız rutinlerle yaşamaya devam edip ömrümü kötü kararlar ve kısa süreli coşkularla mı harcayacaktım.
Bazı insanlar aşk hikayelerinde, bazıları da fantastik romanlarda teselli bulurdu.
Bense gerilim kitaplarını garip bir şekilde rahatlatıcı buluyorum.
Evet, hayatta bir amacım yokmuş gibi hissediyordum ve dünyanın en pahalı şehirlerinden birinde asgari ücretle geçinmeye çalışıyorum.
Ama en azından psikopat bir kocayla ormandaki bir kulübede sıkışmış halde değildim ya da bana takıntılı bir seri katilden kaçmaya çalışmıyordum.