Yalnızlık... Aslında bizim asıl ihtiyacımız olan şey, O’nun varlığını her an yanımızda hissetmektir. Burada kastettiğim sadece şekilsel bir ibadet değil; bir dost gibi dertleşmek, uçsuz bucaksız evrende aslında hiç tek başına olmadığını bilmektir. Kul, Rabbi varken nasıl yalnız hissedebilir ki?
Hayat bu, her gün aynı olsa yaşamanın bir manası kalmazdı. Bazen ruhumuz daralacak, bazen dertler boğazımıza düğümlenecek ki bir "Muhatabımız" olduğunu hatırlayalım. Biz o dertler sayesinde O’na yönelir, O’nunla konuşmak isteriz.
Koskoca kainat, görünmez bir elin emriyle adeta bizim için seferber olmuşken, sahipsiz olduğumuzu düşünmek ne büyük bir yanılgı. Bizler hatalarımızla, bazen büyük günahlarımızla O'ndan uzaklaşsak da O bizi sevmekten vazgeçmiyor. Bize tövbeyi, dua etmeyi ve yeniden kapısına gelmeyi nasip etmesi, aslında "Seni hala bekliyorum" demesinin bir yolu değil mi? Milyarlarca insan içinde O bizi tek tek biliyor, kalbimizden geçen fısıltıları duyuyor. Herkesin bizi unuttuğu veya anlamadığı bir anda, bizi bizden iyi bilen bir Zâtın varlığı en büyük sığınaktır.
"O varsa -ki yokluğu imkansızdır- ve bunca kalabalığın içinde beni ismen, cismen ve kalben tanıyorsa; ben nasıl 'tek başımayım' diyebilirim?"
O’na güvenmeliyiz. Yalnızlık hissi, O’na yaklaşmamız için kalbimize bırakılan bir davetiyedir aslında. Bu davete icabet ettiğimizde, o boşluk hissinin yerini derin bir huzur ve sarsılmaz bir güven duygusu alacaktır inşaAllah. 🌹