sᴇʜɪ̇ʟᴀ

sᴇʜɪ̇ʟᴀ
Dünya koca bir yalan iken, gerçeği arar durur insan. Ölüm en güzel nasihat iken, hiç ölmeyecek sanır insan. •Hz. Mevlana
ᴍᴇʀsɪ̇ɴ ᴜ̈ɴɪ̇ᴠᴇʀsɪ̇ᴛᴇsɪ̇
4 Mayıs 2007
44 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
“Sonra büyüyoruz. Dünyanın bize öğretildiğinden farklı iktidar kurallarının olduğunu, düşenin dostu olmadığını, hayatın adaletsiz olduğunu, karşılıksız aşk denen bir olgu olduğunu, yalan söyleyenlerin mumlarının yatsıdan sonra da yanmaya devam edebileceğini tecrübe ediniyoruz..”
Doğan Novus
Reklam
​“Bir kimse senin yanında başkasını kötülüyor, onu eşek diye nitelendiriyorsa, inan ki o, başkasının yanında da senin için aynısını söylüyordur.” ​“Sana başkasının ayıbını getiren, hiç şüphesiz senin ayıbını da başkasına götürecektir.”
Açıklama ileti de olacak , sakin olun
Hz. Peygamber (s.a.v.), bir Ramazan veya Kurban Bayramı günü namazgâha çıkar. Namazı kıldırıp hutbe verdikten sonra kadınların bulunduğu bölüme geçer. Onlara hitap ederek sadaka vermelerini, iyilik yapmalarını tavsiye eder. Bu esrada neşeli, bayram havası içinde geçen bir diyalog yaşanır. Efendimiz şöyle buyurur: ​"Ey kadınlar topluluğu! Sadaka veriniz, istiğfarı çok yapınız. Çünkü ben cehennemliklerin çoğunun sizler olduğunu gördüm." ​Orada bulunan iradesi güçlü, zeki bir kadın (Cezlâ) sorar: "Ya Resulullah, biz ne yaptık da cehennemliklerin çoğu bizden oluyor?" Hz. Peygamber cevap verir: "Çünkü siz çokça şikayetçi olur (veya lanet eder) ve kocalarınızın iyiliklerine karşı nankörlük edersiniz. Akıl ve din yönünden eksik olanlar arasında, ihtiyatlı ve aklı başında bir erkeğin aklını sizin kadar çelebilen (etkileyebilen) birini görmedim." ​Kadınlar tekrar sorar: "Aklımızın ve dinimizin eksikliği nedir ya Resulullah?" Efendimiz şu cevabı verir: "İki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olması aklın eksikliğinden; hayız (regl) dönemlerinde günlerce namaz kılmaması ve Ramazan'da oruç tutmaması da dinin eksikliğindendir."
Rabbim bizleri affeylesin...
​" بَايِعُونِي عَلَى : أَنْ لَا تُشْرِكُوا بِاللَّهِ شَيْئًا، وَلَا تَسْرِقُوا، وَلَا تَزْنُوا، وَلَا تَقْتُلُوا أَوْلَادَكُمْ، ​"Şu hususlar üzerine bana biat edin (söz verin): Allah’a hiçbir şeyi ortak (şirk) koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarınızı öldürmemek," ​وَلَا تَأْتُوا بِبُهْتَانٍ تَفْتَرُونَهُ بَيْنَ أَيْدِيكُمْ وَأَرْجُلِكُمْ، وَلَا تَعْصُوا فِي مَعْرُوفٍ، ​"Elleriniz ve ayaklarınız arasında bir bühtan uydurup iftira atmamak (başkasına ait çocuğu kocanıza nispet etmemek / yalan uydurmamak) ve iyi (hayırlı) işlerde bana karşı gelmemek." ​فَمَنْ وَفَى مِنْكُمْ فَأَجْرُهُ عَلَى اللَّهِ، ​"İçinizden kim (bu sözünde) durur, vefa gösterirse, onun mükafatı (ecri) Allah’a aittir." ​وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا فَعُوقِبَ فِي الدُّنْيَا فَهُوَ كَفَّارَةٌ لَهُ، ​"Kim de bu sayılanlardan birini yapar da ondan dolayı dünyada cezalandırılırsa (had cezası uygulanırsa), bu ceza onun için bir kefaret (günahlarına bağışlanma) olur." ​وَمَنْ أَصَابَ مِنْ ذَلِكَ شَيْئًا ثُمَّ سَتَرَهُ اللَّهُ فَهُوَ إِلَى اللَّهِ ؛ إِنْ شَاءَ عَفَا عَنْهُ، وَإِنْ شَاءَ عَاقَبَهُ " . ​"Kim de bunlardan birini yapar ve Allah onun bu günahını örterse (dünyada açığa çıkarmazsa), artık onun durumu Allah’a kalmıştır; dilerse onu affeder, dilerse cezalandırır." ​فَبَايَعْنَاهُ عَلَى ذَلِكَ . ​"(Ravi Ubâde diyor ki): Bunun üzerine biz de bu şartlar tahtında O'na biat ettik."
Buhârî, Kitâbü'l-Îmân,18