Selamunaleyküm kıymetli 1k ailesi
Bugün buraya, bittikten sonra beni dakikalarca duvara bakıp "Ben gerçekten kimim ve ne yapıyorum?" diye sorgulatan bir kitapla geldim: İmam Gazali’nin *"Kendini Aldatan İnsan"* kitabı.
Aslında Gazâlî dendiğinde çoğumuzun aklına ağır, felsefi ve belki de göz korkutan kalın ciltler gelir. Ama bu kitap öyle değil. İncecik ama her cümlesi kurşun gibi ağır, yani o "az ama öz" denen türden. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, ruhsal bir check-up’tan geçmiş gibi olmaktı. Üstelik canımı biraz yakan bir check-up.
Biz Aslında En Çok Kimi Kandırıyoruz?
Kitabın temel derdi şu: İnsan, başkalarına yalan söylerken bir şekilde bunun farkındadır ama en büyük, en tehlikeli yalanları kendi kendine söyler. Gazâlî buna "Gurre" yani gaflet, aldanış diyor.
Kitapta beni en çok vuran şey, Gazâlî’nin bu aldanışı sadece "kötü" veya "günahkar" insanlara indirgememesi oldu. Adam resmen toplumu masaya yatırmış ve dört gruba ayırmış:
Alimler: Bilgisine güvenip ahlâkını unutanlar.
Abidler (İbadet edenler): Şekle takılıp özü kaçıranlar.
Zenginler: Parasıyla her şeyi satıp alabileceğini, hatta cenneti bile garantilediğini sananlar.
Tasavvuf ehli: İki süslü cümle kurup, kendini ermiş zannedenler.
Düşünsenize, 11. yüzyılda yazılmış bu analizler bugün 21. yüzyılın sosyal medya insanına cuk oturuyor. Bugünün "her şeyi bilen" internet felsefecileri, "iyilik yapıp story atan" modern dindarları ya da "spiritüel aydınlanma yaşadım" diye gezen plaza insanları... Gazâlî sanki bugünleri görmüş de yazmış.
Masalları Bırakıp Gerçekle Yüzleşmek Gerek
"İnsanın kendi ayıbını görmemesi, cehaletlerin en büyüğüdür."
Kitaptan altını çizdiğim bu cümle, aslında tüm metnin özeti. Gazâlî bize diyor ki: "Dışarıya karşı takındığın o harika maskeyi bırak, içeriye bak." Haklı