sᴇʜɪ̇ʟᴀ

sᴇʜɪ̇ʟᴀ
Dünya koca bir yalan iken, gerçeği arar durur insan. Ölüm en güzel nasihat iken, hiç ölmeyecek sanır insan. •Hz. Mevlana
ᴍᴇʀsɪ̇ɴ ᴜ̈ɴɪ̇ᴠᴇʀsɪ̇ᴛᴇsɪ̇
4 Mayıs 2007
44 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
8/10
·128 syf.··
2026 8. kitabı
Selamunaleyküm 1K ailesi,🪻 Bugün kütüphanelerde kendine has sarı kapağıyla hepimizin illa ki gözüne çarpan, ama derinlerine indikçe bugünün dünyasını anlamlandırabileceğimiz bir uyanış belgesiyle geldim: İngiliz Casusunun İtirafı. ​Hepimizin hayatında bazı kırılma anları, bir uyanış evresi olur ya; bu ince kitap da benim için tam olarak öyle bir etki yarattı. Bu eser, edebi bir kurgu ya da sanatsal kaygılarla yazılmış popüler bir roman değil; bir medeniyeti içten çökertmek için kimlik değiştiren ajan Hempher’ın hatıratı. Ancak mesele sadece tarihi bir casusluk hikayesi olmaktan çok uzak. Saf niyetlerin, manipülasyon çarklarında nasıl bir silaha dönüştürülebileceğinin sarsıcı bir anatomisi. ​Bu satırları okuyup bugün kafamı kaldırıp etrafıma baktığımda, insanlığın hâlâ aynı tuzaklara düştüğünü görmek cidden içimi acıtıyor. :(( Kitap bana net bir şekilde şunu gösterdi: Bir toplum cephede savaşarak değil, kendi içindeki sevgi, birlik ve kardeşlik bağları koparılarak savunmasız bırakılıyor. Temiz niyetler, cehalet ve öfkeyle birleştiğinde nasıl birer yıkım aracına dönüşüyor, dehşetle izliyorsunuz. ​Hakîkat Kitabevi’nin o bildiğimiz yalın, doğrudan ve iddiasız üslubuyla basılan bu eser, süslü cümlelerin arkasına saklanmıyor. Gerçeği en çıplak haliyle önümüze koyuyor. ​ İngiliz Casusunun İtirafı, sadece geçmişte yaşanmış bir hileler silsilesi değil; bugünün insanına da kendi kalbini, inancını ve değerlerini koruması için verilmiş güçlü bir ihtardır. Çünkü bu kitap bize fısıldıyor: Dünyada sadece iyi ve temiz kalpli olmak yetmez; o kalbi ve toplumu bir arada tutacak bir ferasete, keskin bir uyanıklığa da ihtiyacımız var. Malûm, devir uyanık kalma devri. İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam Düşmanlığı ​Keyifli ve ferasetli okumalar dilerim 1K ailesi!
İngiliz Câsûsunun İ'tirâfları ve İngilizlerin İslam DüşmanlığıM. Sıddık Gümüş · Hakikat Kitabevi · 20092,497 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Selamunaleyküm 1K ailesi :// Bugün kitaplığımda tamamen tesadüfen görüp -Hadi bir şans vereyim- dediğim ama beni bin pişman eden bir kitapla geldim: Paul Cleave’in Temizlikçi’si ​Daha önce bu yazarla hiçbir ünsiyet kurmamıştım, kalemiyle ilk karşılaşmamdı ve malûm, muhtemelen son oldu. Dışarıdan bakınca -hademe ama aslında seri katil- gibi aşırı vaatkar, üst düzey bir gerilim atmosferi bekliyordum. Ama kapağa aldanıp içine girdiğimde karşılaştığım şey tam bir hayal kırıklığı oldu. ​Yazar, psikolojik gerilim kasıp zihnimizi zorlayacağına, metni çok yoğun, çiğ ve edebi estetikten tamamen mahrum cinsel fantezilerle doldurmuş. Sırf okuyucuya karşı şok değeri yaratmak için yazılmış o kadar zorlama sahneler var ki, karakterin iç dünyasını derinleştirmek yerine metni resmen ucuzlatmış, kelimenin tam anlamıyla bir müptezelliğe sürüklemiş. ​Bir kurgunun bizi içine çekmesi için asil bir ritme ihtiyacı vardır. Bu kitap ise tekrara düşen boş monologlarıyla o ritmi daha yolun başında kaybediyor. Edebi bir haz almaktan ziyade tam bir vakit israfı olduğunu anlayınca, 100 sayfayı bile bulmadan, yolun çok başında kitabı elimden bıraktım. Bu sanırım kitapla ilgili verdiğim en ferasetli karardı. Kitaplığımız merak uyandıran kapaklarla dolu olabilir ama her kapak ruhumuza şifa olacak bir derinlik vadetmezmiş. Temizlikçi; edebi derinlikten mahrum, sadece çiğ bir popülist hevesle yazılmış koskoca bir hayal kırıklığı. Keyifli okumalar (tabi daha iyi kitaplarla)!
TemizlikçiPaul Cleave · Pegasus Yayınları · 20101,082 okunma
Bir Otobüs Yolculuğunda Başlayan İçsel İnkılap
Puan vermedi·112 syf.··
2026 7. kitabı
Selamunaleykümmm sevgili 1k ailesii🪻 Geçenlerde Gazâlî’nin meşhur “Kendini Aldatan İnsan” aynasına bakıp egomuzu biraz hırpalamıştık ya hani… İşte o aynada maskesi düşen, çıplak gerçeğiyle kalıp “Peki şimdi ben ne yapacağım?” diye soran o kaybolmuş ruhun hikâyesiyle geldim bugün: Kendini Arayan Adam. Nesil Yayınları’ndan çıkan bu kitap, aslında hepimizin hayatında en az bir kez bindiği o uzun ve sıkıcı şehirlerarası otobüs yolculuklarından birinde başlıyor. Ama mesele fiziksel bir yolculuk değil; bir insanın iç dünyasına yapılan acımasız bir sondaj çalışması. Hikâye basit ama bir o kadar da gerilimli. Bir tarafta hayata inançla, sevgiyle ve dingin bir bilgelikle bakan bir öğretmen; diğer tarafta ise her şeyi okumuş, dünyevi başarıların zirvesine çıkmış ama içi çölleşmiş, nihilist bir entelektüel… Kitap boyunca bu iki karakterin zihinsel çarpışmasını izliyoruz. Ama bu “Ben haklıyım, sen haksızsın” türünden bir tartışma değil. Tıpkı İmam Gazâlî’nin entelektüel kriz döneminde aklın sınırlarına çarpıp kalbi keşfetmesi gibi, bu kitaptaki adam da modern bilimin, unvanların ve çok güvendiği rasyonalizmin ruhundaki o devasa boşluğu doldurmaya yetmediğini fark ediyor. Kitapta altını yeşil kalemle çizdiğim ve beni dakikalarca düşündüren bir cümle var: “Yıkanlar çok, ama yapanlar az. Öyleyse yapanlar geceyi gündüze katmalılar ki tahripler günü gününe tamir edilebilsin…” (Sayfa 22) Bugün etrafımıza bir bakalım… Sosyal medya, televizyonlar, sokaklar… Herkes bir şeyleri yıkmak, eleştirmek ve kusur bulmak konusunda usta. Klavyenin başına geçen herkes adeta bir “yıkım ekibi”. Ama tamir eden, bir yere sevgi ya da anlam bırakan insan sayısı her geçen gün azalıyor. Kitap, modern insanın bu yıkıcılığını ve arkasında bıraktığı enkazı yüzümüze oldukça naif ama sarsıcı bir şekilde
Duygu ve Düşünce
Kendini Arayan AdamHalit Ertuğrul · Nesil Yayınları · 202412,2bin okunma
Okuduğum en güzel kitaplardan biri…
10/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
Selamunaleyküm kıymetli 1k ailesi Bugün buraya, bittikten sonra beni dakikalarca duvara bakıp "Ben gerçekten kimim ve ne yapıyorum?" diye sorgulatan bir kitapla geldim: İmam Gazali’nin *"Kendini Aldatan İnsan"* kitabı. ​Aslında Gazâlî dendiğinde çoğumuzun aklına ağır, felsefi ve belki de göz korkutan kalın ciltler gelir. Ama bu kitap öyle değil. İncecik ama her cümlesi kurşun gibi ağır, yani o "az ama öz" denen türden. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey, ruhsal bir check-up’tan geçmiş gibi olmaktı. Üstelik canımı biraz yakan bir check-up. ​Biz Aslında En Çok Kimi Kandırıyoruz? ​Kitabın temel derdi şu: İnsan, başkalarına yalan söylerken bir şekilde bunun farkındadır ama en büyük, en tehlikeli yalanları kendi kendine söyler. Gazâlî buna "Gurre" yani gaflet, aldanış diyor. ​Kitapta beni en çok vuran şey, Gazâlî’nin bu aldanışı sadece "kötü" veya "günahkar" insanlara indirgememesi oldu. Adam resmen toplumu masaya yatırmış ve dört gruba ayırmış: ​Alimler: Bilgisine güvenip ahlâkını unutanlar. ​Abidler (İbadet edenler): Şekle takılıp özü kaçıranlar. ​Zenginler: Parasıyla her şeyi satıp alabileceğini, hatta cenneti bile garantilediğini sananlar. ​Tasavvuf ehli: İki süslü cümle kurup, kendini ermiş zannedenler. ​Düşünsenize, 11. yüzyılda yazılmış bu analizler bugün 21. yüzyılın sosyal medya insanına cuk oturuyor. Bugünün "her şeyi bilen" internet felsefecileri, "iyilik yapıp story atan" modern dindarları ya da "spiritüel aydınlanma yaşadım" diye gezen plaza insanları... Gazâlî sanki bugünleri görmüş de yazmış. ​Masalları Bırakıp Gerçekle Yüzleşmek Gerek ​"İnsanın kendi ayıbını görmemesi, cehaletlerin en büyüğüdür." ​Kitaptan altını çizdiğim bu cümle, aslında tüm metnin özeti. Gazâlî bize diyor ki: "Dışarıya karşı takındığın o harika maskeyi bırak, içeriye bak." Haklı
Kendini Aldatan İnsanİmam Gazali · Ketebe Yayınevi · 20241,224 okunma