Sibel ARAS

Sibel ARAS
Light a candle rather than curse the dark
Tütün rengi gözlerun duman oldi içumde, Dalgalanur saçlarun rüzgarun beşuinde. İçli bir şarkı gibi ne bakarsun Firuze, Söylesem bize yazuk dinlese elaleme. Bir kalbum vardı taştan yeşerdi doğdi baştan, Memleket meselesi sana olan bu sevdam.
Reklam
Şu aralar tutturduğumuz yol bu. Her şey şık ve modern görünüşlü; herşey başka bir şeyden yapılma. Her yer selüloit, lastik, krom kaplı çelik, gece boyu yanan ark lambaları; başınızın üstünde cam çatılar, hepsi aynı müziği çalan radyolar; yeşil yok, her yer beton kaplı; kısır meyve ağaçlarının altında otlanan yapma tosbağalar.
Benim gibi böyle şeylere hiç mi hiç heves etmeyenlerin bile bunların hepsini yutmuş olması komik. Çünkü ben ne öyle bir hırs küpüyüm, ne de umutsuz bir vaka; mizaç itibariyle ikisi de olamam. Gelgelelim, çağın ruhu buydu. Hadi! Ne duruyorsun! Biri düştüyse kalkmadan önce ona bir tekme de sen at.
Duygusal olduğumu mu söylüyorsunuz? Antisosyal miyim? Ağaçları insanlara tercih etmemeli miyim? Bence ağacına ve insanına göre değişir.
Tabii bizim gibi insanların asıl sorunu, diye içimden geçirdim, hepimizin kaybedecek bir şeyleri olduğunu sanmamız.
Reklam