Bu insanlardaki iç yüzün dış yüze ne kadar az benzediğini anlamak için, fazla yorulmaya da lüzum yoktu. Parmağının ucuyla biraz dokundun mu, üstlerindeki yaldız parça parça dökülüyor, altında dolu pislik ve ahlaksızlığın cılk yaralar iğrençliğiyle kızardığı görülüyordu.
- Biz hayatta iki silah arkadaşı gibi idik. Elimden silahımı aldıkları bir zamanda beni arkamdan vurmak doğru mu?
Bu sözü uzun zamandan beri zihninde hazırlamıştı. Öyle sanıyordu ki karısı bunu işitince ağlayarak boynuna sarılacak ve aralarındaki ihtilâf nihayet bulmuş olacak. Fakat aklında çok müessir olan bu söz Ali Rıza Bey'in yalnız kendi gözlerini yaşarttı. Hayriye Hanım bilakis çok hissiz bir bakış, kapalı bir çehre ile omuz silkti:
- Ne yapalım... Kendi düşen ağlamaz.
...bu kahveler işsizlikten ve aile dirliksizliğinden doğan ıstıraplara karşı sığınılacak yegâne mabedlerdir. Onlar da olmasa, mütekaitler için ölmekten başka yapılacak iş kalmayacaktır.