ama benim duygularım değişmişti. benden ya da hayattan birşeyler eksilmişti sanki, ama hangisi olduğunu bilemiyordum. onlarla eskisi gibi gülemiyordum.
o zamana kadar kendim hakkında düşünmemiştim.evet zaman zaman diğerleri gibi olmadığıma dair bir his zihnimde belirip beni rahatsız ederdi. ancak diğer şeylerin pırıltısı karşısında bu his kara bir noktaydı ve hemen unuturdum. kendimin farkında olmayarak, hayatın gördüğüm parçasının tadını çıkarırdım.
kimi zaman insanlar durup bana bakıyorlardı. Bu beni ürkütmüyordu çünkü bana neden baktıklarına dair hiçbir fikrim yoktu. Zihnimin derinliklerinde bir yerlerlerde insanların gerçekten durup komik bir şekilde bana bakmalarına neden olan bir tuhaflık;benimle ilgili bir tuhaflık olduğuna dair bir düşünce vardı herhalde. ancak bu garip bir düşünceydi ve beni kokutuyordu. Bu yüzden bunu pek düşünmemeye çalışıyordum. yalnızca mutlu olmak istiyordum...
annem sadece benim gerizekalı olmadığımı söylemekle yetinmiyordu, bunu kanıtlamak için elinden geleni de yapıyordu. Görev bilinci ile değil sevgiyle yapıyordu bunu. Bu yüzden bu kadar başarılıydı.