Erkan KOCAKAYA

Kadınlar ve erkekler, aşkı, millet ve vatan duygularından üstün tutmaz.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Türkçülüğün, mem-leketteki başka unsurları gücendireceği fikridir. Bunun da hiçbir tutar yeri olmadığı ortadadır. Dünyanın hiçbir ye-rinde, yüzde on gücenecek diye yüzde doksanın kendi dü-şüncelerini ve çıkarlarını açıkça ileri sürmekten alıkonmak istenmesi görülmüş değildir. Bundan başka bir memleket,yalnız bir milletindir ve o milletin istek ve çıkarlarına göre idare olunur. Azınlıklar o ülkede, ancak, asıl sahiplerin milli haklarına saygı göstermek şartıyla adalet içinde ya-şamak hakkına maliktirler ye hiçbir suretle, kendi özel ve milli şartlarını, çıkarlarını ileri süremezler. Hele memleketin asıl sahiplerinin hak ve çıkarları aleyhinde hiçbir dilek-te bulunamazlar. Bu takdirde vatana ihanet etmiş olurlar. Türkiye'de, yüzde on gücenecek diye yüzde doksanı Türkçülük yapmaktan alıkoymaya çalışmak, adeta, yüzde onun manevi diktatörlüğünü kurmak demektir, Böyle bir düşüncenin ahlâkla ve kanunla ilgisi yoktur. Hiçbir türlü mantıkta da makbul bir prensip değildir
Türkçülük ülküsü bizden amansız bir görev ahlâkı is-tiyor. Subay hiç yorulmadan altı saatlik talimini yaptırır-sa, öğretmen bıkmadan öğreticilik işini yaparsa, memur sinirlenmeden halka kolaylık göstermeye devam ederse, doktor her şeyden önce yurttaşlarının sağlığı ile ilgili olur-sa, öğrenci her şeyden önce dersini bellemeye çalışırsa ve bütün görevlerle rütbeler arasında ne caka, ne gösteriş, ne dalkavukluk, ne de ilgisizlik olmadan bir ähenk kurulursa, aşağıdakiler yukarının buyruğunu ukalalık saymaz, yukar-dakiler de aşağının doğru ihtarlarına kızmazlarsa, bütün karşılıklı işlerde, görüşme ve konuşmalarda ne ikiyüzlülü-ğe kaçan nezâket, ne de kabalığa kaçan sertlik bulunmaz-sa, görevin bizden istediği şey yapılmış olur. Gerçekten Türkçü olmak kolay değildir. Her önüne gelen Türkçü olamayacağı gibi, her Türkçüyüm diyen de Türkçü olamaz. Her Türkçü, bulunduğu yerin görevini inançla yaparsa, Türkçülük ülküsü sağlamlaşır, Türklük güçlenir. Türkçülerin ilk işi, görevlerini arınmış gönül ve inanmış yürek ile yapmaktır.
Tarihi düşmanlar ancak dışişleri bakanlarının dostudur. Milletin, asla!... Bir millet için en büyük tehlikelerden biri barış ve dostluk afyonu yutarak uyumaktır. Büyümek istemeyen milletler küçülmeye mahkumdur. Saldırmayan millete saldırırlar.
Büyüklük davası, yani ülkü, savaşla elde edildiği için-dir ki, insanlık tarihinde büyük savaşçıların, kumandan-ların ve kahramanların daima seçkin bir yeri olmuştur. Savaşlar, kahramanlık rühunu beslemiş, erdemli insanların yetişmesine sebep olmuş, destani edebiyatı yarat-mıştır. Yirminci Yüzyıla doğru yaklaştıkça, savaşlar daha ızdıraplı bir hål almakla beraber, hiçbir şey onun ahlâkî karşılığı olamamıştır ve uzun zamandır savaşmayan mil-letlerde ahlâkî bir bozulmanın başladığı gözden kaçma-maktadır. Mesela İsveç'te kültür ve refah son dereceye vardığı, bu alanda Amerika ve Almanya'dan bile üstün bulunduğu halde, İsveç halkının ahlâkındaki, günden güne çoğalan yozlaşma, düşündürücü bir durum almaktadır. Bazı bayramlarda İsveçli gençlerin topyekün yaptı-ğı rezaletler, memlekette homoseksüel derneklerin yasa ile tanınması, çocuk yetiştirebilecek kabiliyetteki ailelerarasında bile sun'î ilkahla (sun'î döllenme) çocuk sahibi olmak gibi gariplikler, bu milletin bir iç sıkıntısı, bir ma-nevî bocalama içinde olduğunu gösteriyor. İsveç, iki yüz-yıldan beri savaşmamıştır. Bir zamanlar "büyük devlet" olan İsveç'in artık hiçbir büyüklük emelinin kalmayışı, uzun bir süredir devam eden tarafsızlık, atom savaşına tam mânâsıyla hazırlanacak kadar maddî güç göstermesi-ne rağmen mânevî kuvvetlerden yoksunluğu, bu sonuçlan hazırlamıştır. Soysuzlaşma durdurulmazsa, İsveç, günün birinde tıpkı Estonya, Letonya ve Litvanya gibi bolşevikli-ğin ağına düşüverecektir. Çünkü İsveç milletinin heyecan verici bir ülküsü, bir büyüklük emeli yoktur.