Bitmek bilmeyen yaşam manzarası önümde ebedi açık bir mezar şeklini alıyor adeta. Yıkıcı olmadığın, var olmak zorunda kalmadığın an yok. En dikkatli şekilde yaptığın bir yürüyüş bile binlerce zavallı küçük böceğin hayatına mal oluyor; bir ayak darben karıncaların bin bir zahmetle kurduğu yuvayı harap ediyor, onların küçük bir dünyasını viran bir mezar haline getiriyor.
Yalnızca ölüm karşısında saygıdan çok korku duyan bir korkak, bedeninin zamanla bir otun, taşın ya da kurbağanın içinde yaşayacak olmasıyla teselli olabilir. Maddenin dönüşümünde kendi ölümsüzlüğünü görmek, kırılan ve artık faydasız olan değerli bir kemanın kutusuna parlak bir gelecek öngörmek kadar gariptir.