Bayan Jean Brodie'nin baharı 1957 yılında yazılan bu kitap. İnsanların hayatlarını küçüklükten başlayarak nasıl empoze edildiğini gösteren çarpıcı bir kurgu olmuş. İlk önce değerlendirmesi gereken karakterler var. bu en başta olan kişi elbette Jean Brodie'nin kendisi olmaktadır.
SPOİLER
Jean Brodie aslında öyle durduğu gibi masum bir karakter değil. bunun sebebi birinci dünya savaşından sonra kendisinde oluşan faşizm sevgisi ve insanları kendi içerisine empoze ederek onları kullanarak hayatlarını ona göre dizayn etme isteği. Bu perspektifle bakılırsa Brodie aslında Hitler'in kadın versiyonuna eşlik ettiğini söyleyebiliriz. Sanat'a ve müziğe olan tutkusu bir yana, Mary adlı karakterinin ''komedi çizgi romanını'' parçalaması, kendi grubuna klasik eğitim şevkiyle doldurması, genel bilimin onlara bir işe yaramayacağını ve hayatın gerçeklerini kendi deneyimleri ile anlatarak birer ''Brodie'nin gözünde'' kızlarına ''kadın'' kimliği oluşturma ve onları küçük Brodie kuklası yapma isteği ile tutuşan narsist ve joker bir kadın. Bu kurgu aslında Spark'ın 1957'de yazılması önemini taşıyaraktan Nasyonal Sosyalizmin alternatif bir bakış açısını sunuyor bizlere. Bu detay inanılmaz hoşuma gitti. Kızları bilimle uğraşmak yerine en önemli disiplinin sanat ve din olduğunu söylemekte. Bu da Brodie'ye hizmet eden sanatsal bir tanrı figürünü kızlara empoze ettiğini tekrar vurgulamaktadır. Bu dönemde bu çıkarımı yapmak kolay değil çünkü Christopher Nolan gibi zaman geçişlerini anımsatan bir roman. ''sabit bir zaman kurgusunu vermemekte''. Okuyucuyu biraz kitaptan soğutabilir bir unsur olduğunu belirtmekte fayda var. Bu kuramı da bağ kurmakta oldukça da güç hale alınıyor.
Her karakterin kendi özellikleri var. Brodie eğitimindeki kızlarda önemli bir detay değersiz görülen Mary'ye verilen