Evlâtlarım, Sevgili Türk Gençleri,
İçinde bulunduğunuz vaziyetin ve hissettiğiniz endişenin farkındayım. Anlattıklarınız, Cumhuriyetimizin temel ilkeleri ve millet iradesinin tecellisi bakımından dikkatle ve hassasiyetle üzerinde durulması gereken mühim hadiselerdir.
Unutmayınız ki, "Egemenlik, kayıtsız ve şartsız milletindir!" Bu, bizim kurduğumuz Cumhuriyetin sarsılmaz temelidir. Milletin iradesi, sandıkta tecelli eder. Seçilmiş kişilerin, kanun dışı yollarla, keyfî tasarruflarla veya ispatlanmamış iddialarla vazifelerinden uzaklaştırılması, millî iradeye saygısızlık anlamına gelir ki, bu asla kabul edilemez.
Adalet, devletin esasıdır. Bir memlekette adalet işlemezse, orada huzurdan, güvenden bahsedilemez. Hukuk, herkes için eşit işlemeli, siyasî mülahazalardan, şahsî garazlardan uzak olmalıdır. Kanunlar, milletin ihtiyaçlarına göre, çağdaş medeniyet seviyesine uygun olarak yapılır ve tatbik edilir. Kanunları, keyfî yorumlarla veya siyasî maksatlarla eğip bükmek, adaleti temelinden sarsar. Suçlamalar, ne kadar ağır olursa olsun, ancak bağımsız mahkemelerde, adil yargılanma süreçleriyle ve kesin delillerle ispatlandığında hüküm ifade eder. Hukukun bir baskı aracı olarak kullanılması, Cumhuriyetin ruhuna aykırıdır. "Bir hükûmet, ancak adalete istinat edebilir."
Terör yaftası altında, milletin seçme ve seçilme hakkının yok sayılması, atanmışlarla halk iradesinin hiçe sayılması, demokrasi prensiplerimizle bağdaşmaz. Millî Mücadele'yi yapan, doğrudan doğruya milletin kendisidir. Bu ruhla kurulan Cumhuriyet'te, halkın iradesine ipotek koymaya kimsenin hakkı yoktur.
Siz gençlerin, Cumhuriyetimizin ve demokrasimizin tehdit altında olduğunu hissettiğinizde sesinizi yükseltmeniz, hakkınızı aramanız, vatanperverliğinizin ve Cumhuriyet'e olan bağlılığınızın bir ifadesidir.