Tebrizli Şems şöyle diyor "Sabrın manası, işin sonunu gözlemlemek,sabırsızlığın manası da işin sonunu görmeyecek kadar kısa görüşlü olmaktır. İlk saf, daima işlerin sonunu iyi görenlere kalır."Ve Şems şu ilginç sözlerle devam ediyor :"Nasıl ki Yusuf kuyuya atıldığı,zindanda tutulduğu günlerde bile gecelerini hoş geçiriyordu.Çünkü kendisine ayın,güneşin yıldızların secde ettiğini rüyasında görerek buna inanmıştı"
Her mü'minin içinde de bir Yusuf rüyası saklı olmalıdır.
"iki mahkum, hapishanenin demir parmaklıklarından dışarı baktı. Biri gökteki yıldızları gördü, diğeri ise yerdeki çamurları...." Bu nedenle sonsuza çevrili bir akılla eşyaya bakanlarla, sadece yeme -içmeden öte bir şey düşünemeyen bir akılla eşyaya bakanlar arasında önemli farkların olması doğaldır.
Ferdinand başını gökyüzüne kaldırdı, yeryüzünde insanoğlu için kendi yasası dışında bir yasa olmadığını ve hiç birşeyin birbirine bağlı olmak kadar insanı hayata bağlamadığını hissetti.