bir gün sokağa çıkarsın, başın döner ve bir duvara yaslanırsın;çünkü anlamışsındır. Neyi mi ? Vaktiyle seni ölen kişiye bağlayan duyguyu. Ölümün anlamını.Toprağı tırnaklarınla kazıp ondan kalan ne varsa çıkarsan bile bir daha asla gülümsemesini göremeyeceğin, dünyadaki bütün bilgelik ve kudret bir araya gelse onun, yani ölen kişinin sokakta karşına çıkıp sana gülümsemesine yetmeyeceği gerçeğini.Ve ordu kurup yeryüzündeki bütün toprakları fethetsen, onun da bir işe yaramayacağını.İşte o zaman bağırmaya başlarsın.Ya da belki bunu bile yapamazsın. Sokağın ortasında bomboş bir kafayla kalakalır ve dünya anlamını kaybetmiş, dünyada yapayalnız kalmışsın gibi bir eksiklik hissedersin.
Neden acı çekmekten korkuyorsunuz?Bu,bencillik ve kibri yakıp içinizden çıkaracak bir alevdir. Kim mutlu ki?Ayrıca siz hangi hakla mutlu olmak istiyorsunuz?İçinizdeki arzunun ve sevginin, mutluluğu hak etmenizi sağlayacak kadar özverili olduğundan bu kadar emin misiniz?
Bunu tam olarak ifade edemem. Onun içinde bir şey
kırıldı. Tabii bütün büyük,tehlikeli olaylar gibi bu da tek kelime edilmeden oldu. İnsan konuşunca, ağlayınca, bağırınca her şey daha kolay.