Sıcacık, insanın içine işleyen bir hikaye.. Çocuklarını büyütmüş, eşini kaybedince koca evde yapayalnız kalmış Selime teyzenin hikayesi..Çocuklarından beklediği ilgiyi görememesi insanı üzüyor.
“Bir araya gelsek belki daha güçlü oluruz ama olamıyoruz. Ben Kastamonu’dayım,Meral İstanbulda, Seher Boluda, Erkanla yıldız ankarada. Düşününce yakın,düşününce çok uzak. İsteyene yakın,istemeyene uzak.”
Bir anne on evlada bakar da, on evlat bir anaya bakamaz sözünün hikayesi diyebiliriz. Akıcı ve bir o kadar da hayatın içinden bir hikaye.
“Hayatım bir mekanmış da herkes içerideyken dışarı çıkmışım. Dönen muhabbetten kafam şişmiş,kapının önünde peş peşe sigara içiyorum.Hava soğumuş ama içeri giresim yok,parti bitene kadar dışarıda takılmak istiyorum. Komple gitsem çok ayıp olurmuş ondan duruyorum.Dünyanın konularıyla ilgilenmiyorum Osman”
Biten bir ilişki sonrası yazılan iç dökme şeklindeki mektuplardan oluşuyor. Kitap incecik olmasına rağmen verdiği duygu çok yoğun. Anlatımı sade anlaşılır ve okuması keyifli.