Semra

"Kim bilir bir çocuğun kafasında ilk düşünce­ler, ilk kavrayışlar ne zaman doğuyor? Belki de bir bebek; daha konuşmayı ve yürümeyi bil­mezden önce, büyüklere boş gibi görünen sabit gözlerle çevresine alık alık bakarken, olup bitenlerin anlamını sezi­yor, bunlar arasında anlamadığı ve anlatamadığı birçok ilişki görüyor." Piaget’nin gelişim kuramıyla Gonçarov'un düşüncesi bilimsel bir temel kazanıyor. Piaget’ye göre 0-2 yaş arası (Duyu-Motor Dönemi), bir çocuğun dünyayı "dokunarak, bakarak ve tadarak" öğrendiği dönemdir. Bebek; emme, yakalama ve bakma gibi en temel duyusal deneyimlerini kullanarak zihninde "şemalar" oluşturur. Çocukluk, sanıldığı gibi boş bir levha değildir. Bebekler, henüz konuşmayı ve yürümeyi öğrenmeden çok önce, dünyanın karmaşıklığını çözmeye çalışan küçük birer filozoftur.
Sayfa 144·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çocuk mübarekse terbiyesi daha mübarektir.
Dadı bir Homeros sadeliği ve tatlılığı ile, her anlattığı şe­ye bir canlılık vererek, çocuğun hafızasını ve hayalini Rus hayatının İlyada'sıyla dolduruyor; o İlyada ki, insanın, tabia­tın ve hayatın tehlike ve sırlarıyla uyuşamadığı, orman şey­tanlarının, hayvanlaşan insanların korkusuyla titrediği, etra­ fındaki tehlikeler karşısında Alyoşa Popoviç'e sığındığı, ha­vada, suda, ormanda, çayırlarda her yerde mucizeler görül­ düğü zamanlar, bizim destancılarımızın kafasından yoğrul­muştur. Oblomov’un neden hayalperest ve gerçek dünyadan kopuk birine dönüştüğünü, çocukluğunda dinlediği bu büyüleyici ama korkutucu masalların çocuğu nasıl etkilediğini bu pasajda çok net görüyoruz. İnsanın zihin yapıtının , ilk taşları aile ocağında döşenen bir mimaridir. Kültür, ahlak, inanç ve değerler; bu temelin üzerine inşa edilen katlardır. Şayet bir çocuk, ailesinin şefkatli ellerinde bir zihin dünyası ve mana derinliği kazanamazsa, ruhu sahipsiz bir bahçeye döner. Dün şahit olduğumuz hadiseler de göstermektedir ki; kökü kendi toprağına (ailesine) tutunamayan çocuklar, rüzgârın önündeki savruk yapraklar gibi başkalarının elinde suça ve karanlığa sürüklenmektedir. Kadim geleneğimizde çocuk mukaddestir; lakin onun terbiyesini, yani ruhunun nakış nakış işlenmesi daha mübarektir."
Ah! Ne hayattır bu! Şehrin gürültüsü ne berbat şey! Özlediğim cennete ne zaman kavuşacağım? Ne zaman doğ­duğum kırlara, ormanlara kavuşacağım?
Sayfa 92·Kitabı okudu
Alıntı
Tarantyev'in yabancılara karşı içten bir nefreti vardı. Onun için İngiliz, Fransız, Alman isimleri dalavereci, yalan­cı, dolandırıcı veya haydut kelimeleriyle birdi. Milletler ara­sında ayırım yapmazdı: Onca hepsi aynı soydandı. Heleee bakk sen Tarantyev'e .Kendi saldırganlığını,cehaletini nasıl da ört bas ediyor.Nasıl da ötekileştiriyor.Ötekileştirdiklerine kullandığı sıfatlar kendini özetliyor sanki
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı
Ah yarabbi, hayat bir türlü yakamı bırakmıyor; nere­ye gitsem peşimde!
Sayfa 18·Kitabı okudu
Alıntı