Dadı bir Homeros sadeliği ve tatlılığı ile, her anlattığı şeye bir canlılık vererek, çocuğun hafızasını ve hayalini Rus hayatının İlyada'sıyla dolduruyor; o İlyada ki, insanın, tabiatın ve hayatın tehlike ve sırlarıyla uyuşamadığı, orman şeytanlarının, hayvanlaşan insanların korkusuyla titrediği, etra fındaki tehlikeler karşısında Alyoşa Popoviç'e sığındığı, havada, suda, ormanda, çayırlarda her yerde mucizeler görül düğü zamanlar, bizim destancılarımızın kafasından yoğrulmuştur.
Oblomov’un neden hayalperest ve gerçek dünyadan kopuk birine dönüştüğünü, çocukluğunda dinlediği bu büyüleyici ama korkutucu masalların çocuğu nasıl etkilediğini bu pasajda çok net görüyoruz.
İnsanın zihin yapıtının , ilk taşları aile ocağında döşenen bir mimaridir. Kültür, ahlak, inanç ve değerler; bu temelin üzerine inşa edilen katlardır. Şayet bir çocuk, ailesinin şefkatli ellerinde bir zihin dünyası ve mana derinliği kazanamazsa, ruhu sahipsiz bir bahçeye döner. Dün şahit olduğumuz hadiseler de göstermektedir ki; kökü kendi toprağına (ailesine) tutunamayan çocuklar, rüzgârın önündeki savruk yapraklar gibi başkalarının elinde suça ve karanlığa sürüklenmektedir. Kadim geleneğimizde çocuk mukaddestir; lakin onun terbiyesini, yani ruhunun nakış nakış işlenmesi daha mübarektir."