Evvel zaman içinde,Âdem'in hikayesinden başlayarak tüm varoluşumuz, alegorik bir anlatıdır.Anlatıcının Tanrı olduğu bu anlatının kahramanları biziz.
İnsanların kahır ekseriyetinin bir şey okuduğunda roman,öykü gibi tahkiye usullerini tercih edişinin sebebi de budur.Varlığımızda hikaye olarak kurulduğundan hikayeleri özümüze yakın buluruz.
Ama ne yazık ki varoluş bizzat değerli değilse,biz denizde dalgalarla boğuşmaya terk edildiysek ve boğulmamıza aldırmayan denize ait değilsek, sürgün yemişsek,tüm hayatımız bir züppe prensin bizi sevip sevmemesine bağlıysa köpük gibi yok olup girmeye mahkûmuz demektir.
Kalbimizde kutsal üçlü,iman ,umut ve aşk yoksa köpük gibi hissetmemiz normaldir.Ve bu üçü olmadan okyanus hissine ulaşmak,eve dönmek mümkün değildir.
İman ,umut,aşk gece halleridir.Bunları kimseye gösteremezsiniz.Samimiyetleri sizin gece yönelişlerinizde ,yakarışlarınızda ,özlemlerinizde açığa çıkar.